Kimyasal madde, endüstriyel tarımın doğasıdır Ekoloji
31.3.2012 00:39:24

Greenpeace, Almanya’da yayımladığı “Kimyasal maddesiz yemek” başlıklı 26 sayfalık el kitabında, en fazla kimyasal maddenin kullanıldığı ürünler listesinin başında Türkiye'den, 24 kimyasal maddenin tespit edildiği sofralık üzümün yer aldığına yer vermişti.
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ise raporda üzümle ilgili 24  kimyasal maddeden bahsedildiğini, ancak bağcılıkta kullanılabilen toplam  kimyasal madde sayısının en fazla 4 olduğunu, bunların hepsinin bile kullanılmadığını belirterek el kitabını yalanlamıştı.
 
'Suçüstü yakalansan da inkâr et!'
 
Üzüm Üreticileri Sendikası (Üzüm-Sen) ise Genel Başkan Adnan Çobanoğlu imzasıyla yaptığı açıklamada, yıllardır yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını belirterek, “2006 yılı sonbaharında il ve İlçe Tarım Müdürlüklerinin yanı sıra Bakanlığa başvurarak 'yağmurlardan sonra üzümlerin birden bozulduğunu' belirterek, “kullanılan kimyasal ilaçların yağmur suları ile birleşmesi sonucu yeni bir kimyasal reaksiyon oluşmuş olabilir mi" diye sormuş ve 'Bağcılık Araştırma Enstitüsü'lerinin  ve yetkili kurum ve kuruluşların seferber edilmesini istemiştik. Ama bakanlık çözüm üretme yerine sorunu geçiştirmeyi yeğledi. Üzüm üreticilerini zirai ilaç tekellerinin insafına bıraktı. Üreticilerin ürünlerinin hastalanmasını engellemek için her türlü ilacı kullanmasının önünü açtı” hatırlatmasında bulundu.
 
Bakanlık, üzerine düşeni yapmıyor
 
Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in Greenpeace’in hazırladığı rapora cevap verirken bile, insani boyutu göz ardı ettiğini, ama ticari boyutu öne sürdüğünü vurgulayan Üzüm-Sen, “Ama gerek bilerek, gerekse bilmeden erken hasat yapılıyor. Birçok kez zirai ilaç bayiinin önerisi ile kullanılan bu ilaçların kullanıldıktan sonra hasada kadar olan bekleme süresi sürekli değişikliğe uğruyor. Bakanlık bunu yeterince denetlemiyor” dedi.

Üzüm-Sen, uygulanan endüstriyel tarım sisteminde kimyasal olmayan ilaçlara yer olmadığını belirterek, "Dünya’nın her yerinde kimyasal tarım ilacı kullanıldığı uzmanlarca belirtilmektedir. Bu amaçla dünyada her yıl 2 milyon ton, Türkiye’de 32 bin tonun üzerinde kimyasal ilâç kullanılmaktadır. Ve bu kimyasal zirai ilaç kalıntılarının varlığını ve zararlarını da iktidarlar değil, Greenpeace gibi örgütler açığa çıkartmaktadır" ifadelerini kullandı.
 
Hükümetlerin uyguladığı  neoliberal tarım politikaları yüzünden binlerce köylünün üretimden koparıldığına dikkat çeken Üzüm-Sen, “Tarım sistemini şirket tarımı haline getirebilmek için,'köylüye hizmete gerek yok' mantığıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki Su Ürünleri, Gıda İşleri, Veteriner İşleri, Ziraat İşleri, Zirai Mücadele ve Karantina ile Toprak-Su Genel Müdürlükleri kapattırıldı. Üretici köylü ile devletin bağı koparıldı, sahipsiz bırakıldı, AKP hükümetleri döneminde de Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapatıldı, son olarak da   Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın adı da değiştirildi 'Köyişleri' kelimesi çıkartıldı. Çiftçilere bilgiyi ulaştıracak yapılar dağıtıldı. Bütün bu gerçeklere rağmen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı suçluyu kendi Bakanlığının zaaflarında ve yanlış 'tarım politikaları'nda arayacağına başkalarını suçlamaktadır” dedi.
 
Alınması gereken acil önlemler
 
Üzüm-Sen, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın acilen alması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
“Bağcılık Araştırma Enstitüleri’ne sahip çıkıp sayısını çoğaltmalı ARGE yatırımlarını da artırmalıdır 
Toprağı, suyu ve canlıların yaşamını riske atan kimyasal ilaçların kullanımını yasaklamalıdır.
Tarımsal üretimde kimyasal ilaçlara karşı alternatiflerin araştırılması, üretilmesi ve alternatif zirai mücadele teknikleri geliştirilmesini teşvik etmelidir. Bu alternatif zirai mücadele tekniklerini kullanan üreticilere de teşvik primleri vermelidir. 
Üretim sahalarında görev yaptırtmak üzere Ziraat Mühendislerini işe almalı, üreticiye ücretsiz danışma desteği vermelidir.
Kamunun özel sektöre devrettiği tarımsal eğitim ve yayın faaliyetlerine yeniden başlanıp yaygınlaştırılmalıdır.
Erken hasadın önüne geçecek önlemler alınmalıdır.
Kısacası yoğun kimyasalın kullanıldığı endüstriyel tarım yerine bilgi ve bilgelik gerektiren geleneksel köylü tarımına geçilmelidir.”

Üzüm Üreticileri Sendikası (Üzüm-Sen) açıklaması, “Bizler ürettiğimiz ürünlerin tüketicilerin sağlığıyla oynamasını istemiyoruz. Bizler sağlıklı ürünler üretmek ve çiftçiliğe devam etmek istiyoruz. Bu konu da üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Peki hükümet ve yetkili merciler üzerlerine düşeni yapmaya hazırlar mı” ifadeleriyle tamamlandı.

 

 

0
Yorumlar...