Karya’da Kadın Hareketi ve Karya Kadın Derneği Kadın ve Yaşam
8.3.2013 01:31:35, Gaye Cön Şakar - Özlem Şahin Güngör

Biz; her biri yıllar boyu farklı alanlarda aktif olarak çalışmış olan kadınlarız. Böyle olmasına rağmen hayatımız boyunca, ulusal ve uluslararası tüm gelişmelerine karşın kadını her yerde ikincilleştiren sözlü yasalar dediğimiz geleneksel kurallar içinde kaldık.
 
Toplumsal yaşamın her aşamasında rastlanan kadının ikincileştirilmesi olgusu; kadının maddi ve manevi bütünlüğüne ağır zarar veren ciddi bir sorun olmasının yanında, kadının toplumsal yaşama aktif ve üretken katılımının önüne geçerek sosyal ve ekonomik kalkınma önünde bir engel oluşturmakta, kadın erkek eşitsizliğinin devamına neden olmaktadır..
 
Erkeklerden daha fazla çaba harcadığımız halde, onlar gibi davranmadıkça karar mekanizmalarında yer almamız mümkün olmadı. Ya geleneksel kadın rolünü benimseyip kurumlarda sadece ismen var olmak mümkündü ya da giyim, kuşam ve konuşma tarzımız ile onlara benzemeliydik. Kısaca “erkek gibi kadınları” oynamamız gerekiyordu.
 
Ve bir gün, her birimiz bulunduğumuz yerden yaşadıklarımızı fark ederek kadın-erkek eşitliğinin bir insan hakları sorunu olduğuna karar verdik.
 
Evrensel düşünerek yerel çalışan bizler, dünyanın ilk direnişçi kadın toplumu olan ‘Karyalı Kadınlar’ adını alarak KARYA KADIN DERNEĞİ’Nİ kurduk. Derneğimiz; “Haklı şiddet yoktur” sloganıyla hareket ederek, kadınların renkleri, dinleri, etnik kimlikleri, eğitim durumları ve cinsel eğilimleri, fiziksel ve ruhsal yapıları nedeniyle küçümsenmesi ve ötekileştirerek dışlanmasıyla mücadele etmektedir.
 
Derneğimiz, 2012 yılının Ağustos ayında kuruldu. Muğla’da kadın hareketinin ilk oluşum yılları 1987’ye dek uzanır. Yıllardır tüzel kişiliğimiz olmadan Türkiye genelinde çok iyi çalışmalarda bulunduk, aynı zamanda pek çok ilke de imza attık.
 
·         Örneğin Muğla kadın hareketi, bu yıl dokuzuncusu yapılacak olan Ege Kadın Buluşmaları’nın çıkış şehri olarak tarihteki yerini alacaktır. 
 
·         Yerel seçimler öncesi tüm belediye başkan adaylarını toplayarak “Kadınların Yerel Yönetimden Beklentileri” adlı paneli ilk yaptığımızda yıl 1994’tü. Ve bu çalışmamız daha sonra Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yapılmaya başladı.
 
·         2004 yılında, Muğla Belediyesinin Sekibaşı Kadın Dayanışma Merkezi’nde, ‘Kadın Farkındalık Çalışmaları’ yapmaya başladık. Ne yazık ki Merkez, bu yıl Belediye tarafından işletmeye dönüştürüldü ve çalışmalarımıza ara vermek zorunda kaldık.
 
·         Şimdi bu çalışmalarımızı Karya Kadın Derneğimizin önderliğinde yapmaya devam ediyoruz.
 
Geçen yıl kurulan derneğimizin en önemli hedefi, dünyadaki ve Türkiye’deki kadın hareketinin gündemini Muğla’ya, Muğla kadınlarının gündemini bu alanlara taşıyabilmektir. Bu hedef doğrultusunda belirlediğimiz öncelikli çalışma konularımız, kadın hareketinin gündemine bomba gibi düşen ‘Kürtaj Yasası’, ayrımcılık ve şiddet oldu.
 
Son bir yıl içinde kadın bedenine yönelik düzenlemelerin ve saldırıların artması nedeni ile “Bedenim Benimdir” kampanyasını Muğla’da da başlatarak bu yılki 8 Mart’ta da ana konumuzun, hükümetin bu konuda yaptığı düzenlemeler ve yasanın iptali olması gerektiğini düşündük ve çalışmalarımıza başladık.
 
Türkiye’de yaşadığımız cinsiyete dayalı ayrımcılık başta olmak üzere, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmenin kadın hareketinin misyonu olduğunu düşünüyor, bu konuda Muğla’da Karya Kadın Derneği’ne büyük bir görev düştüğünü biliyoruz. Bu nedenle yılda birkaç kez düzenlediğimiz farkındalık eğitimlerimizin ve temel faaliyetlerimizin öncelikli teması, ayrımcılık ve ayrımcılık ile mücadele olacaktır.
 
2012 Kasım ayında, Muğla Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Muğla Valiliği ile birlikte, 6284 Sayılı yasa ile kadınlara yönelik şiddete karşı alınması gereken önlemleri uygulamakla ve değerlendirmekle yükümlü tüm kamu kurumlarını ve sivil toplum örgütlerini bir araya getiren bir değerlendirme çalıştayı düzenledik. Çalıştay sonucunda, kurumların eşgüdümlü bir şekilde birlikte çalışmalarını sağlayacak bir komisyon oluşturduk ve çalıştayı, 6284 Sayılı Yasa’nın Muğla’da etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla her yıl tekrarlamaya karar verdik.
 
14 Şubat’ta, dünyadaki ve Türkiye’deki kadınlarla birlikte “Yaşamla Dans: 1 Milyar Kadının Dans Etmesi Devrimdir” sloganıyla bizler de meydanlardaydık ve kadına yönelik şiddetin durması için dans ettik.
 
Erkek egemenliğinin ve eril kültürün son derece güçlü olduğu bir toplumda yaşadığımızı ve tüm bunlarla mücadelede işimizin kolay olmadığını biliyoruz. Ancak biz, bu uğurda ülkenin dört bir yanında mücadele eden kadın dostlarımızdan ve birbirimizden güç alarak yolumuza devam ediyoruz.
 
Yaşasın dünya kadınlarının birlik, dayanışma ve mücadelesi!
0
Yorumlar...