Savaş ve Kadın Kadın ve Yaşam
8.3.2013 01:57:21, Hülya NEHİR

8 Mart etkinliklerini yaptığımız şu günlerde, savaşın kadını nasıl etkilediğinden bahsetmek istiyorum. Sınır bölgesine yakın bir coğrafyada yaşamak, zaman zaman top sesleri duymak, bizde bu hassasiyeti arttırıyor. Ortadoğu hep kanayan bir coğrafya olmuştur. Çünkü temiz su kaynakları, zengin petrol yatakları, güneş enerjisi potansiyeli ve doğal gaz yönünden zengin bir bölgedir. Öğle olunca da emperyalist güçlerin hep ilgi odağı olmuştur. Anlayacağınız Ortadoğu’nun zenginliği onlara refah değil,kan,gözyaşı, ızdırap vermiştir. Yakın zamanda açığa çıkan Büyük Ortadoğu Projesi ile bu savaşların kısa sürede bitmeyeceğinin işretlerini veriyor. Bu kadar kanayan bir coğrafya da kadın olmak ise ayrı bir zorluk.
 
Devrimler, değişimi, ileriyi umudu, ve güzelliği vaad eder. Peki ‘Arap Baharı’ veya ‘Arap Devrimi’ diye tarif edilen sürecin sonuçları öyle mi? Ne yazık ki, kocaman bir hayır… Arap devrimini yaşayan ülkelerin tamamında kadın hakları konusunda mevcut konumlarını koruyamayıp, daha geri bir yere düştüler. Arap dünyasında İslamiyetle harmanlanmış, güçlü bir ataerkil yapı var. ‘Arap Devrimi’ sonrasında da Müslüman Kardeşler ve El Kaidecilerin göreli olarak örgütlü yapısı, onları iktidara taşıdı. Bu yapıdan da tahmin edeceğiniz gibi kadınlara yönelik baskılar da arttı. ‘Arap Baharı’nı yaşayan bütün ülkelerde kadın temsiliyet oranı düştü veya sıfırlandı. Kadınların kamusal alana çıkması zorlaştı. Başı açık öğrenci ve akademisyenler tepki görüyor. Bir zamanlar mayo giyinmenin normal olduğu ülkelerde bugün tamamen imkansız hale geldi. Ve bunun bedeli de en çok kadınlara ödetildi.
 
Savaş Kadınları Nasıl Etkiler?
 
Savaş, ırkçılık ve yoksulluktan en fazla kadınlar etkileniyor. Ataerki, nihai ifadesini savaşta bulur. Savaş, sert olanların sertliklerini ispat edebilecekleri ve kazananların kaybedenlere karşı zafer kazanabilecekleri alandır.
 
Ve modern savaşların hiçbir zaman sivil halkı korumadığını biliyoruz. Tecavüz her zaman bir savaş silahı olmuştur ve kadın bedenleri, fatihlerin ödülü olarak kullanılmıştır. Savaşta, yönetenlerin politikalarına dair söz hakkı bulunmayan kadınlar ve çocuklar ölümle, sakatlanmayla, yaralanmayla, evlerini, geçimlerini ve sevdiklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.
 
Erillik savaşlardan ve militarizmden beslenir. Ve barış dönemlerinde aynı alışkanlıkları sürdürür. Savaş gözyaşı, kan, göç, açlık, yoksulluk, taciz ve tecavüz demektir. Savaşlarda işgalci güçler işgal ettikleri toprakların kadınlarının bedenlerini de işgal eder.Kadınlara tecavüz etmek, vatanlarına tecavüz etmekle aynı anlamı taşır. Çünkü onlara göre kadın ve vatan namustur. Fetih, işgal, sömürü, eril kavramlar; işgal edilen, sömürülen kavramlar dişil olarak değerlendirilir. Kadınların cinsel organlarını dağlamak, memelerini kesmek, silahla tecavüz, rahimdeki fetüslerin parçalanması gibi uygulamalar savaşta yaygındır. Bu, kadına olan nefreti bir kez daha kanıtlarken; karşı tarafın erkeklerinden de öç alma biçimidir aynı zamanda.
 
Askeri genelevler, tecavüz kampları ve gitgide büyüyen fuhuş sektörü, erkek saldırganlığına dayanan, ona izin veren savaş kültürüyle ve savaşın ardından özellikle kadın ve çocukları perişan eden sosyal ve ekonomik yıkımlarla besleniyor.
 
Aynı zamanda tarih, işgal ordusunun subay ve askerlerinin yerli kadınlara cinsel sömürüyü onayladığını ve meşrulaştırdığını gösteriyor. Savaşan hükümetler; askeri genelevleri, askerler için dinlenme ve eğlence sağladığı gerekçesiyle kabul ediyor onlara yer sağlıyor ve müsamaha gösteriyor. Düzeli yürüyen bir genelev sisteminin erkek cinsel saldırganlığını önleyeceği varsayılıyor, cinsel yolla bulaşan hastalıkların engelleneceği ve moral vereceği görüşünden hareketle destekleniyor.
 
Bugün Suriye’de süregiden iç savaşta Arabistan müftüsü Suriyeli kadınlara, cihatçı erkeklerle muta nikahı kıymalarını öğütlüyor. Biliyorsunuz muta nikahı,kadınla erkeğin belirli bir süreliğine evlenmesi anlaşmasıdır.Burada kadının maddi ihtiyaçları karşılanırken  erkeğin de  cinsel ihtiyacı giderilir.Seks işçiliğinin dini kullanarak kamufle edilmesi söz konusudur.
 
Bugün Suriye’de yetmiş bin civarında dünyanın çeşitli yerlerinden taşınmış (Afganistan,Çeçenistan,Mısır,Libya gibi ) cihatçının olduğu söyleniyor.
Uluslararası Kurtarma Komisyonu (IRC) nun raporuna göre Suriye'de tecavüz vakalarının büyük bir insani kriz oluşturduğunu , binlerce kadının bu korku ile ülkelerini terk etmek durumunda kaldığını bildiriyor.

Merkezi New York'ta bulunan IRC, Suriye'deki savaşın yol açtığı insani krizin hızla derinleştiği. Suriye'de 600 binden fazla mültecinin ülkelerini terk etmek durumunda kaldığına dikkat çeken örgüt, kadınlara yönelik cinsel taciz ve tecavüzlerin "dehşet verici" boyutlara ulaştığını kaydediyor.
 
Yukarıda IRC nin haberleştirdiği gibi savaşın faturasını en çok biz kadınlar ödüyoruz.
 
Savaşa karşı barışı,ırkçılık ve şovenizme karşı halkların kardeşliği şiarını yükseltmeli; kadınların barışçı dünyasına inanan bir yerden yönetime daha çok talip olmalıyız.


 
0
Yorumlar...