İzmirli Romanlar eşitlik için pozitif ayrımcılık istiyor Ayrimcilik
4.4.2013 02:20:56

İzmirli Romanlar, hem yeni anayasa sürecine destek olmak ve 8 Nisan Dünya Romanlar Günü kapsamında kamuoyunda Romanlar ile ilgili olarak farkındalık oluşturmaya yönelik bir rapor hazırladılar.
 
İzmir Romanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, hazırladığı ‘Sorun Başlıkları Raporu’nu yayınladı. Başkan Abdullah Cıstır tarafından açıklanan raporda, sekiz başlık altında sıralanan sorunlar yanında yapılması gerekenler ve yeni Anayasa görüşmelerinden umutla Yeni Anayasa'da olması gereken talepler sıralandı.
 
Raporda, Türkiye’de3 ila 4 milyon arasında bir Roman nüfus olduğu, bu nüfusun 66 ilde yoğunlaştığı,  kendilerini Dom, Lom, Mıtrip, Karaçi, Elekçi, Aşık, Poşa vb. kimliklerle tanımlayanlarla, toplamda 6 - 8 milyon aralığında Çingene nüfusunun yaşadığı belirtildi.
 
Romanlar ile ilgili sürdürülebilir ve devlet politikası olmalı
 
Devletin, Romanlar ile ilgili olarak sürdürülebilir bir sosyal politika oluşturması ve bunun bir devlet politikası olması istenilen raporda, “Bu politikanın oluşturulması için Romanları tanı olarak hem risk altında ki guruplar bütünlüğünde hem de dezavantajlı gruplar özelinde değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü Romanlar dünyada bilimsel araştırmalar ile kanıtlanmış olduğu gibi dezavantajlı bir toplumdur” vurgusu yapıldı. Türkiye'de Roman açılımı yapılmış olmasına rağmen bir projeksiyon konulmadığı, bütçe ayrılmadığı ve bir takvim belirlenmediğine dolayısıyla açılımın kendi sözcük anlamının içerisi doldurulamadığına işaret edilen raporda, “iyi niyetli yaklaşımlar bulunmasına karşın Romanları sosyal yaşama, kentlilik bilincine, eğitim ve çalışma fırsatlarına ulaşması konusunda eş güdümlü (kurumlar ve birimler arası) bir çalışma ile birlikte bütçe de ayırarak bir politika oluşturulması” istendi.
 
Romanların her düzeydeki yönetimlerde temsiliyeti için pozitif ayrımcılık yapılmalı
 
Roman toplumunun hak arama bilincinin gelişmemiş, savunma reflekslerinin oluşmamış, örgütlenme becerisi olmadığı bu sebepten dolayı da yeterince organize olamadığına yer verilen raporda, “Romanlar demokrasinin gereği olan katılımcılık refleksini gösterememiştir. Bunun sonucunda demografik yapının temsiliyeti sağlanamamaktadır” sorunu dile getirildi.
 
Kurumsal yapıların içerisinde yer bulacak, mücadele edecek tecrübe ve nitelik birikiminin bulunmadığı belirtilerek,  “kendini ifade etmeye yeni başlamış bir toplum olan Romanlar için kontenjanlar ayrılmalı ve kendilerini ifade etme fırsatı oluşturulmalıdır. Bu sebeple demografik yapının temsiliyeti sağlanmalıdır. Siyasi partiler tüzüklerine Roman temsilcileri için kontenjan koymalıdırlar. Özellikle Romanların yaşadığı illerde ki büyükşehir ve il belediyelerinde, Romanların yoğun olarak yaşadıkları ilçelerde ki belediyelerde Romanlara kontenjan ayrılmalıdır” önerisi ifade edildi.
 
Romanlar dezavantajlı guruptur, pozitif ayrımcılık yapılmalı
 
Roman Çalıştayları’nda Romanların dezavantajlı bir toplum olduğu vurgulanmasına karşın diğer dezavantajlı guruplara yapılan pozitif ayrımcılığın kendilerine uygulanmamasından şikayet edilen raporda, “Hükümetin ulusal istihdam strateji taslağı hazırlanırken 600 bin kişi istihdam edileceği bunun içerisinde dezavantajlı guruplar olan kadınlar ve engellilere pozitif ayrımcılık sağlanacağı açıklandı. Romanlar ulusal istihdam strateji taslağında yer almamıştır” ifadeleri kullanıldı. Bu durumun sadece hükümet nezdinde değil, başta yerel yönetimler olmak üzere ülkenin tüm dinamikleri tarafından dikkate alınmadığı belirtilerek “İzmir'de 300 bin tane Roman yaşamaktadır; ancak belediyeler bu konuya yeterince önem vermemektedir. Sosyolojik alt yapının müsebbibi olan nedenler bilinmekte buna rağmen yerel yönetimler tarafından istihdam ile ilgili bir politika oluşturulmamıştır” örneği verildi
 
Romanların teknolojinin geliştiği dünyaya ayak uyduramadığı ve unutulmaya yüz tutmuş işlere mahkûm bırakıldığı ifade edilen raporda, “Tüm Dünyada aktif vatandaş ve aktif sivil toplum sürecinin başladığı 21. yüzyılda Romanlar kaynaklara ulaşamamaktadır. Fırsat eşitsizliğinden dolayısıyla, sanayileşmiş toplum ile arasının gittikçe açıldığı bir süreçte ‘risk altındaki guruplar’ olarak tanımlanmaktadırlar. Bu tanımlamalara rağmen sosyal devlet ve sosyal belediyeler, ülkenin dinamikleri, gereken sosyal içerme çalışmaları yapmadığı gibi algıları eksik olan Romanlar da kendi iç dinamiklerini harekete geçirememişlerdir. Sadece bu sebepler dahi Romanların dezavantajlı bir toplum olduğunun kanıtıdır” ve “Bunun sonucunda yeteri kadar maddi kazanç elde edemeyen Romanlar yaşam zorluğu çekmektedirler” vurgusu yapıldı.
 
Kentsel dönüşümle kültürel asimilasyon tehdidi altındayız
 
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve belediyelerin, Roman mahallelerine yaklaşım stratejisi geliştirirken konuya sadece mimari ve mühendislik açısından baktıklarını Romanların kültürel öğelerinin dikkate alınmadığına işaret edilen raporda “Romanlar için yerindelik ve kültürel dokunun korunması ve sosyal dönüşüm doğru bir şekilde sağlanmalıdır. Kültürel asimilasyon önlenmeli ve Romanların yapısına uygun konutlar inşa edilmelidir. Geleceğe miras bırakmak istediğimiz kültürümüz kesinlikle korunmalı ve kentsel dönüşümde bu noktaya hassasiyet gösterilmelidir” uyarısı yapıldı.
 
Raporda,
1- Romanlar için sürdürülebilir bir sosyal politika oluşturulmalı ve bu politika devlet politikası olmalıdır.
2- Demografik yapının temsiliyeti sağlanmalıdır.
3- Ulusal İstihdam Strateji taslağına Romanlar ilave edilmelidir.
4- Kentsel dönüşümde Romanların kültürel öğeleri dikkate alınmalıdır.
5-Anayasa'da eşit vatandaşlık hakkı sağlanmalıdır.
6-Eğitim sorunları ile doğru ve etkin mücadele edilmelidir.
7-Roman toplumundan rol modellerin öne çıkarılması gerekmektedir.
8-Roman Dernekleri içerisinden çalışan derneklere sosyal projeleri için destek sağlanmalıdır başlıkları yanında ‘Yeni Anayasa'dan Talepler’ yer alıyor
0
Yorumlar...