Kadınlar: Eşitlik sağlamayan yasaları kabul etmiyoruz Ayrimcilik
28.11.2013 15:12:28

DİSK, KESK, TMMOB İzmir İKK, İzmir Barosu ve TTB Kadın Hekimlik Kolu tarafından oluşturulan İzmir Kadın Emeği Platformu (KEP), “Nüfus ve Aile Politikaları Mevzuat Çalışmaları” adıyla hazırlanan kadın istihdamı yasa tasarısını kabul etmediklerini ve tasarıya karşı mücadele edeceklerini belirterek kendi taleplerini sıraladılar.
 
Sendika, meslek örgütü ve demokratik kitle örgütü üyesi kadınlar, ücretli ve ücretsiz çalışma hallerinin planlanan yeni yasal düzenlemelerden nasıl etkileneceğini ve ne istediklerini tartıştıktan sonra belirledikleri taleplerini kamuoyuna açıkladılar.
 
DİSK, KESK, TMMOB İzmir İKK, İzmir Barosu ve TTB Kadın Hekimlik Kolu tarafından oluşturulan kuruluşlarını da ilan eden İzmir Kadın Emeği Platformu (KEP) DİSK Ege Bölge temsilciliği salonunda yaptıkları ortak açıklamaya, İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi  Başkanı Kızbes Aydın’da katılarak destek verdi. İzmir Kadın Emeği Platformu (KEP) adına açıklamayı DİSK İzmir Kadın Komisyonu Başkanı Öznur Kılınç okudu.
 
Kılınç, kadın istihdamı yasa tasarısı olarak bilinen “Nüfus ve Aile Politikaları Mevzuat Çalışmaları” adıyla hazırlanan tasarınınkadın ve emek örgütleriyle, hiçbir biçimde müzakere edilmeden, gizlice hazırlandığını, medyada müjdeli haber olarak lanse edilinse de gerçeğin “meşruiyetini erkek egemenliği ve sermayenin uyumundan alan, toplumsal yaşam ve “emek piyasası”nın kadın ve toplum aleyhine yeniden düzenlenmesi” olduğuna vurgu yaptı.
 
Kadınlara eve kapanarak sermayeye ucuz işgücü yetiştirme görevi veriliyor
 
Bu istihdam paketinin, TİSK, TÜSİAD, TOBB gibi patron kuruluşlarının yıllardır talebi olan, zaman ve içerik olarak esnek/kısmi/keyfi çalışma kurallarına tabi olacak daha ucuz ve daha güvencesiz işçi ihtiyacını karşılayacak bir düzenleme olduğunu söyleyen Kılınç, medyatik iyileştirmelerinse “hiçbir yaptırımı olmadığından kağıt üzerinde kalacak ya da bir gecede geri alınıverecek pamuk ipliğine bağlı göz boyama amaçlı haklarla bezeli bu paket, kadınların sosyal haklarına kavuşamayacağı bir düzenleme” olduğunu ifade etti.
 
Kılınç, kadınlara bu paket ile sunulan tek seçeneğin daha çok çocuk doğurarak ülkenin gelecekteki ucuz işgücü potansiyeline hizmet etmek görevi verildiğine işaret etti. Öznur Kılınç, “Çocuklarına bakabilecekleri, evin işini rahatça yapabilecekleri bir zaman yaratma vaadiyle her türlü kazanılmış hakkından vazgeçirilen kadınlar, düşük ücretli ve düşük statülü işleri kabul etmek zorunda bırakılmaktadır.  Bunun diğer bir sonucu da, kadınların aileye mahkum edilerek, iş yaşamındaki ve evdeki cinsiyetçi iş bölümünün derinleşmesidir” dedi.
 
İzmir Kadın Emeği Platformu olarak taleplerini şöyle sıraladılar:
 
“ Kadın istihdam paketi diye sunulan ama kadın emeği sömürüsüne dayanan;  kadını düzenli, güvenceli işler yerine, anneliğe ve ev kadınlığına hapseden; kısmi zamanlı düşük ücretli işçi olarak sömürmeye hazırlanan bu pakete itirazımız var.
 Çocuk bakım izinlerinin, hiçbir hak kaybı ya da kısmi zamanlı çalışma dayatması olmaksızın, erkeklerle eşit hak ve sorumluluklarla düzenlenmesi gerekmektedir.
 Çocuk bakım sürecine katılabilmeleri için çalışan babalara, ücretli ve annelere devredilemez bir çocuk bakım izni verilmelidir.
 Yalnızca aile içinde değil hayatın tüm alanlarında kadın-erkek eşitsizliğinin ortadan kalkması, bakım hizmetlerinin kadının sorumluluğu olmaktan çıkarılması ve çocuklu-çocuksuz  özgür bireylerden oluşan bir toplum için politikalar hayata geçirilmelidir.
  Bu model içerisinde eğitim ve sağlık sisteminin yeniden organize edilmesinden; çocuk, engelli, yaşlı bakım sorumluluğunun devlet/özel sektör ve toplum tarafından üstlenilmesine dek birey olarak kadınları hak ve özgürlük temelinde destekleyen politikalar geliştirilmelidir.
 Kapatılan tüm kamu kreşleri açılmalıdır.
 Kadın/erkek olmasına bakılmaksızın, en az 50 işçi çalıştıran kamu/özel tüm işyerlerinde ücretsiz, (vardiya koşulları dikkate alınarak gerektiğinde 24 saat açık) bakım evleri ve kreşlerin açılması zorunlu olmalıdır.
 50’den az çalışanı olan işyerlerindeki çocuklu bireyler için ise her mahalleye ihtiyacı karşılayacak kadar kreş açılması amacıyla devlet kendisi girişimde bulunmalı, belediyelere yasal zorunluluk getirilmeli, işverenler de bu mahalle kreşlerine destek olmakla yükümlü olmalıdır.
 Çalışmayan ebeveynlerin çocuklarının da mahalle kreşlerinden faydalanması sağlanmalıdır.
Toplu fabrika ve işyerlerinin bulunduğu OSB’lerde çalışan sayısına (kadın-erkek) bağlı olarak ortak kreş mekanları yapılması yasal zorunluluk haline getirilmelidir.
 Kreşin bir çocuk hakkı olduğu gerçeğinden hareket edilerek politika geliştirilmelidir
İş yerlerindeki çalışma düzeni, kadınların ve erkeklerin çocuklarına bakma yükümlülüğüne uygun şekilde düzenlenmelidir.
 
Çalışma hayatına dair diğer taleplerimize gelince;
 Çalışanların kendilerine ve ailelerine zaman ayırabilmeleri için yasal günlük/haftalık çalışma süreleri günde en fazla 7, haftada en fazla 35 saate indirilmeli, toplu iş sözleşmeleri ile bu sürenin azaltılması hedeflenmelidir.
 Bu paketle, devletin anayasal görevi olan, yurttaşlarına geçimlerini sağlayacak işi bulma özel şirketlere devredilerek özel istihdam büroları aracılığıyla örgütsüz ve sendikasız, denetimsiz bir çalışma yaşamı kurulmaya çalışılıyor. Kadın ve erkek emekçilerin; esnek değil, yarı zamanlı değil; güvenceli, eşdeğer işe eşit ücret ödenen işlerde çalışması güvence altına alınmalıdır. Bu nedenle, özel istihdam büroları kapatılmalı iş ve işçi bulma hizmetleri Çalışma Bakanlığı’na devredilmelidir.
 Bu istihdam paketi, Türkiye koşullarında, emekli olma yaşını 65’e yükselterek çalışanların emeklilik hakkını “mezara gömen” düzenlemeyi daha da ileri götürmektedir. Kısmi/esnek zamanlı çalışmayı kural; tam zamanlı/düzenli çalışmayı istisna haline getiren bu düzenleme ile öncelikle kadınlar ve sonuçta tüm çalışanlar için “emeklilik” artık “bir hayal” bile olmaktan çıkartılmaktadır.
 Amaç, gerçekten istihdamda kadın-erkek eşitliğini sağlamak ise, kadın ve erkek emekçilerce hiçbir biçimde kabul edilmeyecek bu “yaşamsı” düzenlemeler çöpe atılmalı, hali hazırdaki yasal hakların uygulanıp uygulanmadığını tespit için işyeri denetimleri yapılmalıdır.
Ve hazırlanacak yeni anayasada; erkek egemenliğini koruyan, güçlendiren tüm düzenlemeler çıkarılmalı, “çalışma hayatının tüm alanlarında (kamu ya da özeltüm iş ve mesleklerde ve her yönetim kademesinde) kadınlarla erkeklerin eşit yer alması esastır” ilkesi getirilmelidir.
Türkiye’nin de üyesi olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün(ILO), 183 Sayılı Annelik Koruması Sözleşmesi imzalanmalıdır.”
0
Yorumlar...