Anadolu gazetesinde yazı dizisi Arsiv
5.5.2014 22:29:16

Seyahat  notları;

(K. S. K) Sakız'da..

(Yaşa)Ve (Zito) Nidaları Sakız Limanını Çınlatıyordu

- 1 –

Anadolu gazetesi, 10 Aralık 1930 Çarşamba

K. S. K. lıların Sakız seyeahati gerek memleketimizde gerekse Yunanîstanda derin akisler yapmıştır.

Türk-Yunan  dostluğunun ilk günlerinde yapılan bu se­yahat çok büyük bir alaka uyandırmıştır.

Eskiden   Anadoluda iken mübadele suretile Sakıza nak­ledilmiş olan bazı rumlar; Türk sporcularını:

— Yasasın Türkler!

diye bağırarak karşılamış ve doğduğu yerlerde yaşadığı mes'ut ve müreffeh hayatı düşünerek göz yaşları dök­müşlerdir.

Sakıza giden Sporcular ka­filesine İştirak eden muhabi­rimizin notlarını tefrika ,suretile neşretmeyi muvafık bul­duk. Bu notlar iki veya üç tefrika olacaktır. İşte başlı­yoruz.

 

Yola çıkış:

Vapurumuz saat altı buçuk­ta Karşıyakadan hareket, Ko­nak ve Karantina iskelelerine uğrayarak bazı sporcuları al­dı. Eyi bir hava ile Sakıza doğru açıldı. Yolda sporcula­rın şarkıları, oyunları, buna inzimam eden havanın güzel­liği eyi bir seyahat vesilesi teşkjl etmiştir.

Kösten Adası önünden Ka­raburuna doğru kıvrılırken hafif sallantılar başladı, spor­cular arasında ötenler eksik değildi. Kaptan kamarasına dolan sporcuların gemicilik hakkındaki konferansları kah­kaha ile dinlendi. Saat 1.5 da Karaburun bordalandı.

Vapur buradan itibaren Yu­nan sularına girmeğe başla­dı. Gemide alay sancakları çekildi. Şimdi (Koyun adası) istikametindeyiz.

Saat 2 ye geliyor, (Paşa feneri) ni bordaladık, burada sporcular arasında yetişen meşhur müverrihlerden bazı­larıın konferansı dinlendi. Osmanlı donanmasının (Paşa limanı) nda nasıl yandığı ve bu mes'ele ile alâkadar olan Mavraki Ali Paşanın zevkusefa âlemleri ( Kanari) deki bir Rum İle Sisam adalı bir kaptanın bir gece zift dolu bir Sandal ile donanmaya yak­laşarak donanmayı ateşlediği anlatıldı, (vak'a 150 sene evel olmuştur.)

Vapurumuz ; Paşa Fenerini dönmüş, Sakız adasını prova istikameti almıştı.

Saat tam 2,30 ... Hava daha sâkin ... Sakıza yaklaşı­yoruz. Uzaktan köyler, evler, değirmenler, yeni yapılan Rum muhacirlere ait mahallât ya­vaş, yavaş, ( Eski kale içi) ismi ile anılan Osmanlı mahallâtı ve nihayet Sakız Menderği, limanı, kordonu seçildi.

Saat tam üç... Vapur düdük çalarak yaklaşıyordu. Lima­nın ağzına geldi. Evvelâ li­mandan bir sandal çıktı. Klavuz sandalı.. Arkasından Li­man reisi ve jandarma ku­mandanı kayıklarla geldi.

— Hoş geldiniz!

Sadalarına,

— Hoş bulduk.

Nidalarile mukabele ettik.

Liman reisi ve jandarma kumandanın beyanı hoşamedi makamında aöylediği sözlere K. S. K. lı sporcu ar namına Tahîr Bey kısa ve sa­mimi bir sekide cevap verdi:

— Yekdiğerine tarihen merbut bulunan bizlerin kar­deşçe yaşamamız lâzımdır. Bu itibarla ilk samimi teması yapan (K. S. K.) iılara gösterdiğiniz teshilattan dolayı sporcular namına teşekkür ederim,,,

Vapurumuz, Mendireğe gi­ren dar boğazdan geçiyor, bu sırada gördüğüm manzara şudur:

Kordon boyu baştan başa Türk-Yunan bayraklarile do­nanmış, limanda bulunan iki Yunan şilebi alay sancaklarile ve Türk sancaklarile süs­lenmiş, limanda bulunan bü­tün sandallar sporcu kafilelerile ve sancaklarile dola­rak vapurun etrafını ihata etmiş, hemen hemen yüzü mütecaviz sandal, kordondaki müstakbelin dört bini müte­caviz.

Vapurdayız. İki taraftaki kayıklardan bağırılan:

— Zito!

Sedalarına karşıt

— Yaşa!

Nidalarile mukabele ediyor ve bu hareket; her kulübün temsil ettiği sandalları önün­den geçilirken tekrar ediliyor.

Rıhtıma yaklaşırken bu te­zahürata karadan azim halk kitlesinin mukabelesi görülü­yor.

—Arkası yarın—

 

Seyahat Notları;.

(K. S. K.) Sakız’da

Türk gençlerini görmek istiyen halk nöbet bekliyordu..

-          2 –

Anadolu 11 Aralık 1930 Perşembe

Vapur rıhtıma yanaşmış, Sporcuları istikbale gelenler vapura girmiş, takdim mera­smi tevali etmeğe, samimi müsafahalar tekerrüre başla­mıştı.

Şimdi gençlerimiz Güver­tede (İzmir marşı)nı  teren­nüm ediyor, Rıhtımdaki Ahali aralarında (Anadolu)dan gel­dikleri belli olan bazı kimse­lerin göz yaşlarını mendillerle sildikleri görülüyor. Ne hazinmanzara.

Burada da (Yasa!) lar, (Zito) lar Kordonu, limanı inle­tiyor.

Şimdi sporcular mihman­darları vasıtasile karaya çı­kıyor. Tertip edilen program mucibince evvelâ (Lelâps) ku­lübünün salonunda verilen çay ziyafetine gidiliyor. Burada Belediye reisi ve spor kulüp­lerinin reisleri tarafından be­yanı hoşamedi ediliyor ve takdim merasimi yapılıyor.

Azim bir genç kitlesi Kordondan sporcuları alkış­larla, zitolarla kulübe kadar takip ediyor, kulüpte çay zi­yafeti ve samîmi hasbihaller..

Buradan sporculara tahsis edilen Kostantinoplo Oteline gidildi. Sporcular muntaza­man yerleştirildi. Akşam ye­meği ufak bir gezinti, niha­yet istirahat...

Geceki vaziyet:

Kordondaki kahvehaneler, gazinolar lebalep dolu... herkes Türk gençlerini görmek ve eski dostlarını yakinen ta­nımak için muttasıl otelimi­zin onunda nöbet bekliyor.

Hertarafı elektirikle pırıl, pırıl yanan gemimiz otelin önündeki kordona yanaşmış, kadın, erkek, çoluk, çocuk binlerce ziyaretçi vapuru­muzu ziyarette bulundular.

Bilhassa (Büyük Gazi)mizsin tezyin edilen ve vapurun salonuna talik edilmiş bulu­nan portresi önünde saatlerce hürmetle temaşalar ve meraklı alâkaları görmek herhalde benim gibi her Türke şeref veren çok canlı bir levha....

Kordon boyu gece yarılarına kadar âdeta bir Bayramı tes'it ediyorcasına kalabalıktı.

Yağmur:

Sabaha karşı saat 5... Karyolalarımızda şırıltılar duyu­yoruz. Rüyadan uyanış, inki­sarı hayal,.. Sabah saat 7.. Adeta İzmir seylâbına taş çı­kartıcı bir yağmur.. Yerler çamur.. Kordon sel İçinde... hüzünlü bir hava...

Saat 9.., Sporcular ve yerli Sporcular kulübün salonunda..

Çehreler mamum...;

—Acaba Maç yapılacak mı?

— Yapılması lazımdır.

— Hayır olamaz.

— Görüşmeli, saha çok çamurlu.

— Maç yapılamaz diyorlar.

Bu konuşmalar arasında seyahatin bütün meşakkatini omuzuna yüklenen Muhlis Bey faaliyete geçiyor. (Bir elde Kandil, bir elde iskandil) ta­birine masadek olacak bir surette çamurlar içinde, yağ­mur altında (Lelâps) Erkânıla müşavereye gidiyor. Bir Saat sonra vaziyet kesbi katiyet ediyor:

— Saat 2,30 da maç ya­pılacak, çamur da olsa devamedilecek.

Muhlis Beyin bu hareketi azimkâr gençlerin alkışlarile karşılanıyor.

Saat 11 yağmur biraz diniyor, göklere su serpildi. Yemek borusu çaldı, tabur kumandanı ordusunu yemek­haneye şevketti.

Saat 12 ya geliyor. Yağ­murdan eser yok, fakat Lodos yağmuru müjdeliyor.

Saat 2 ye geliyor. Zamanın yaklaşması yağmurun tezayüdüne delâlet edecek vasıta­ları ihzar ediyor.

Sporcular hazırlandı. Yola çıkılacak, fakat yağmur şimdi bardaktan boşanırcasına yağ­mağa başladı...

Bir müddet sonra biraz dindi, saat 2,30 da sporcular otelden dışarıya çıktılar.

— Devam edecek —

Seyahat Notları:

(K. S. K.) Sakız'da

Müthiş bir yağmur oyun oynanmasına mani oldu.

-          3 -

Anadolu gazetesi 12 Aralık 1930 Cuma 

Sokaklar sahaya koşan yüz­lerce seyirci ve Kulüp mensupları ile dolu idi. Gençler ellerinde (Türk-Yunan ) bayraklarila gitmekte idiler. Saha; onbeş dakika mesafede ve eski bir Osmanlı mezarlığı üzerinde yapılmış. Sahanın tu­lu 95, genişliği 65 metre... Oturulacak yerler natamam...

Evvelâ bizimkiler ve mütaakiben Lelâps kulübü kırmızı beyaz formalarile sahaya çıktılar. Kalabalık yağmurun başlamasına rağmen çoğal­makta ...

Lelâps kulübünün renkleri ruhumuza çok yakın ufak bir merasim, bayraklar teati edildi.

Kaleler alınarak maça baş­landı. İlk hücumu çok seri bir şekilde Yunan gençleri yaptı. Müteakiben hâkimiyeti alan bizimkiler topa (Blardu hakimiyeti) verdikleri anda idi ki; yağmur adeta bardaktan boşanırcasına bir hâl aldı. Semai inen yüzlerce yağmur zerratile san­ki bizleri sahadan koğuyor.... Bakdık: Futbolculardan baş­ka kimse kalmamış...

Daha henüz üç dakika geç­mişti. Daha fazla kalmak imkânı göremiyen oyuncularda hakemin işaretile maçı terkederek marş marşla şehire ve otellerine avdet ettiler.

Şimdi herkes başının çare­sine bakmakta, çünkü elbise­leri, şapkaları, ayakkapları hulâsa iç çamaşırlarına kadar kamilen ıslak...

Yarım saat sonra titreyen­ler, hatta ödünç babuç çaket Pantalon... Arayanlar pek çok...

Bu meyanda bizim İzmirdeki bitpazanı arayanlarda yok değil... Maçın vaziyeti budur.

Bu esnada akşam üzeri saat 17,30 da belediye tara­fından verilecek çay ziyafeti için davetiye geldi.

Artık herkes hazırlanıyor, tıraş olanlar, elbise arayan­lar çoğaldı.

Sabahtan akşama kadar otelde hapis olan sporculardan biraz hava almak isteyenler kaçmak istiyorlarsada buna adete kapu çuhadarlığı vazi­fesini gören Muhlis Bey mani olmakta...

Saat 17,30 .. Şimdi kafile, klavuzu bulunan Cemal Ah­met Beyin peşine takılmış ve âdeta bir taburun yürüyüş nizamına benziyen bir şekil­de Kordondan gidiyor.

Kulübe gelindi. Evvelâ ka­file erkânı karşılandı. Büyük bir salona girildi. Burada muntazam kurulmuş 120 kişi­lik bir sofra var..

Herkes kart vizitlerle tayin edilen yerlerine geçti. Masa: Hat nalı şeklinde tertip edilmiş, ortada vali, madamı, be­lediye reisi, bizim kafilenin reisi Cemal Bey, sağ ve sol cenehlarında gazeteciler, Ku­lüplerin rüesası, Türk ve Yu­nan sporcuları karışık bir va­ziyette ahzı mevki etmiş bu­lunuyorlardı.

Çaylar içilmeğe başlanırken tanışmalar, kartıvizitler teati ediliyor.

— Devam edecek —

 

Seyahat Notları:

(K. S- K.) Sakızda

Sporcularımız adadan ayrı­lırlarken dökülen gözyaşları

-4-

Anadolu gazetesi 14 Aralık 1930 Pazar

Ziyafet çok samimî geçti, vali ve belediye reisi nutuk­lar irat ettiler.

Tarafımızdan mukabele edil­di. K. S. K. Iıların söylediği (Yunan millî marşı) ve (İstik­lâl marşımız) ayakta hürmetle dinlendi.

Bu sırada yapılan sürpirizden mütevellit hisleri çehre­lerinde okunuyordu. Vali, ziyafet sonunda kendi lisan­larından söylenen millî marş­tan mütevellit ihtisasatı izhar etti. Gazeteciler mütemadi­yen not alıyorlardı.

O gece çok güzel eğlenildi. Sporcularımız Yunan sporcuIarile iyiden iyiye dost olmuş­lardı.

Ertesi gün saat onbuçukta Uşak vapuru İzmire hareket edecekti. Daha sabahtan halk akın akın kordona iniyor, bizi görmek teşyi etmek için kor­donda bekliyordu.

Uşak vapuru her beş da­kikada düdük çalmak suretile sporcularımızı davet ediyor ve vapurun hareket ede­ceğini haber veriyordu. Niha­yet bütün sporcular tamam...

Hareket etmek üzereyiz... Bu sırada kordon bir mahşerden nümune.. Yaşalar, zitolar bilâ fasıla devam ediyor, ortalığı çınlatıyor.

Sakıza civar köylerden gel­dikleri anlaşılan bazı Yunan­lılar millî kıyafetlerile kor­dondan bizi seyrediyor ve bağırıyor:

— Zito!

Biz de mukabele ediyoruz. Rum kızları; heyecanla bağı­rıyor ve bize el sallıyorlar. Bir kayık yaklaştı. Lelâps ku­lübüne mensup iki sporcu K.S.K. Hanım azalarına veril­mek üzere güzel bir buket ver­di, sporcular hep bir ağızdan:

— Yaşa !...

Deye bağırdılar. Veda ediyoruz, vapurumuz yavaş yavaş demir alıyor.

Kordonun bir tarafında gözyaşlarını silen Anadoludan gi­den rumları görüyoruz.

Çehreleri sapsarı, ellerinde birer mendil, sallamağa ça­lışırken arasıra gözlerini sili­yorlar.

Daha sonra Sakız spor ku­lüpleri reisi geldiler, Sakız belediyesinin müsabaka için yaptırdığı gümüş kupa geti­rildi, bunu dostluğun bir ha­tırası olarak bize vermeği muvafık bulmuşlar ve karar­laştırmışlar.

İki taraf da son nutuklarını söyledikten sonra vapur hareket etti.

Marşlar söyleniyor, yaşalar devam ediyor, kordondan mukabele edenlerin uğultusu duyuluyordu.

İki gün misafir kaldığımız bu güzel adadan ayrılırken hüzün duymamak gayri kabil..

Uşak ilerliyor ve bizi İzmire kavuşturmak için acele edi­yordu.

Çok kıymetli hatıralarla ayrıldığımız Sakızda dört ta­ne futbol kulübü vardır. Bun­lar Ari, Lelâps Mjkri Ari, Apollon namlarındadır. Bir de yalnız atletizmde çalışan Doşjalş namınnada bir kulüp vardır.

Atletizm ve futbole ada­larda çok büyük ehemmiyet verilmektedir.

Sakızın nüfusu 70 bindir. Yalnız adada 25 bin nüfus vardır.

Sakız adasında üç tane jimnasyum, Ticaret ve Bah­riye tali mektep vardır.

İzmirin sabık Apollon ku­lübü mensupları kısmen sa­kızdadır. Bunlar şimdi Mikri Ari kulübünün tekaütleri meyanındadır.

( Bitti)

 

Yorumlar...