Hizmet gazetesinde yazı dizisi Arsiv
5.5.2014 22:51:27

Seyahat intibaları

Hizmet - 10 Aralık 1930

Yaşaaaa! Zitooo!...

Sakızdan avdet eden mu­harririmizin intibaları

Kibar Sakızlılar

K.S.K.lılarla beraber Sakıza piden spor muharririmiz Hikmet Nuri bey, intibalarını yazmağa başlamıştır. Bu intibalar çok enteressandır. Karilerimize bil­hassa tavsiye ederiz:

Saat altıda Karşıyakadan kal­kan Uşak, Pasaport ve Konak iskelelerine uğradıktan sonra tam yedi buçukta son iskelesi olan Karantinaya da ugrıyarak bizleri aldı.

Sekiz senelik bir ayrılıktan sonra İzmir sporcularını Sakıza götüren vapurumuz çok süslü ve eğlenceli bir hale getirilmiş. Salonun müsait bir yerine ko­nan piyano ve bir arkadaşın beraberinde getirdiği gramofon kafilenin musiki ihtiyacını kâfi derecede temin ettiği gibi güzel bir havanın, cazip enteressan bir temasın verdiği tatlı heyecan herkesi neşeye boğuyor.

Sporcularımız İzmir sporculu­ğunun vefakâr reisi olan Vali paşa hazretlerini Göztepedeki yalılarının önünden geçerken Yaşa!, nidalariyle selâmlıyorlar.., Bu son hürmet vazifesi de yapıldıktan sonra herkes grup grup ayrılarak yapılan seyahatin Türk gençliğine tahmil ettiği mühim hizmetlerin ve ecnebi bir memlekette yapacağımız tesiratın düşünceleri ve münakaşaları arasında yolumuza devam edi­yoruz..

Hava o kadar güzel ki, uzun seneler bu yollarda vazife gören sevimli kaptanımız tabiatın gös­terdiği bu lütfe adeta hayret ediyor, küçük bir sallantı bile yok. Yakın zamanlarda deniz seyahati yapmıyan bazı arka­daşlar açık ve temiz denizin lâviyert rengi karşısında kendi­lerinde bediî hislerin doğmakta olduğunu hissediyorlar. Gemimiz ilerledikçe kafilenin genç mensuplarında merak ve tecessüs artıyor. Ellerinden dürbini düşürmiyen çocuklar yeni bir kıt'anın keşfine çıkmış bir heyeti seferiyeyi andırıyorlar. Hemen her iki saatte bir yemek yeniliyordu. Kösten adasını, Kara­burun açıklarını geçiyoruz.

Anadolu sevahilinin zikzaklı manzaralarını seyrederek gider­den birçok adacıklardan sonra Sakız adasının önündeki Koyun adasının burnunu da geçiyoruz.

Bütûn suratımızla artık Sakıza teveccüh ediyoruz. Yaklaştıkça adanın güzellikleri tecessüm edi­yor. Gözlerimizin önünde mamur ve güzel bir kasabanın panora­ması belirdi. Burasını evvelâ Sakız, zannettik. Halbuki değil­miş. Çünkü bu zannımızın arka­sından vapurda bir ses duyuldu:

— Burası Voronda köyü....

Adaya bir çeyreklik mesafe­deyiz. Hava güzel..   Deniz de müsait.. Uşak, mavi sularda ge­niş hamlelerle akıp gidiyor.. Sakızlı bir arkadaş,

— Beyler -dedi- yaklaşıyoruz. İçimizde tarif edilemez bir heyecan derin ve mahsûs izler bırakarak dalgalanıyor. Gözleri­miz ufukta. Fakat şehir bir türlü gözükmiyor. Sabırsızlığımız art­tıkça artıyor. Vapurda endişe­den mütevellit bir dedikodu da baş gösterdi:

— $akın hareket telgrafımızı almadılar mı?

— Olabilir ya?..

Nihayet bir kayık göründü. Bütün nazarlar bu kayığa di­kildi. Anlaşıldı ki bu, kılavuz kayığı.. Uşak durdu. Kayık yaklaştı. Kılavuz memur beşuş bir sima ile kaykırdı:

— Hoş geldiniz, hoş geldiniz.

Biz,

— Teşekkür ederiz,

diye bağrışırken arkadan diğer bir motorun de gelmekte oldu­ğunu gördük. Motörde Sakız vilâyetinin jandarma kumandanı, mülkiye rüesası ve şehrin ileri gelenleri vardı. Motördekiler de bizi, beşuş simalarla ve muhab­betle selâmladılar. Ayni tarzda bütün samimiyetimizle biz de selâm verdik..

Uşak limana doğru yol almağa başladı.. Fakat mendirekler ne kadar yüksek? Bir türlü limanın içini göremiyorduk. Orada ne oluyor, ne var ne yok? Farkın­da değiliz.. Nihayet limana gir­dik. Gözlerimiz meserretle ve hayretle açıldı. Bütün rıhtım, arada sırada yeni akınlarla dal­galanan kalabalığı nazarlarımızın önüne serdi. Şiddetli bir alkışı müteakip rıhtım ve liman çın­ladı:

— Zitooooooo....

Bu aralık Türkçe sadalar da duyuldu:

— Hoş geldiniz... Yaşaaaaa...

Anlaşıldı ki, bu ikinciler Ana­dolu rumlan idi.. Biz de ayni samimiyetle mukabele ettik:

— Hoşbulduk.. Yaşaaaaaa... Vapurun etrafında yüzlerce kayık ve motörden bir deniz çenberi kurulmuştu. O kadar alâka ve tehacüm vardı.. Bu ka­yık ve motörler liman ve rıhtım kâmilen iki dost milletin kırmızı -beyaz ve mavi- beyaz bayrak­ları ile donatılmıştı.

Mütemadi alkış.. Mütemadi zitoooo.. Mütemadi yaşaaaa..

Hakikaten uzaktan temaşa edi­lecek bir âlem içinde bulunu­yorduk.. Adeta bu samimiyet bizi sersemletmişti. Bu aralık her iki taraftan gözyaşı döken­ler de mevcut olduğu görüldü. Ve bu göz yaşlarının temiz manası, hepimizi mütehassis etti. Yığınlarla buketin karşısında minnettarlığımızı ifadeden aciz kalıyorduk. Misafirperver, kibar Sakızlıların alkışları arasında, bizi davet eden Lelâps kulübü­nün binasına gittik. Binalar ve sokaklar Türk, Yunan bayrak­ları ile donatılmıştı. Pencere­lerden her iki milletin lisanı ile yazılmış ve (Hoş geldiniz) iba­relerini havi küçük puslalar serpiliyordu.

Kulüp binasında sporcular ta­nıştılar. Memnunduk. Her iki taraf ta memnun.. Çabuk anlaş­mış, çabuk sevişmiştik..

Ne şayanı şükran ki, burada da gazeteci meslektaşlarla kar­şılaştık. Sakız gazetelerinin muharrirleri, Atina gazetelerinin muhabirleri hep oradaydılar.

Akşam oldu.. Otellere gittik.. Yatak, lokanta ve saire gibi şeyler bizi o kadar az alâkadar etti ki.. Az zaman sonra mih­mandarları mı/la beraber güzel Sakızın caddelerindeydik..

Uşak, sahile rampa etmiş Kırmızı yeşil elektrik ampulleri ite K. S. K ın sevimli ismi, sahilden geçenleri alıkoyuyordu. Sakızlılar, vapurun önünde du­ruyorlar, kalabalık kafileler ha­linde gelerek Büyük Gazinin vapurun salonundaki portresini hayran hayran temaşa ediyorlar. Bu fevkalbeşer simanın karşı­sında saatlarca duruyorlar. Bil­hassa bu halkın neler söyledik­lerine dikkat ettim..

— İşte -diyorlar- Mustafa Ke­mal paşa.. O büyük adam..

— Bu -diyorlar- o   yaratıcı adamın fotoğrafı..

Sokakta, çarşıda 3 kişilik bir grubumuzun etrafını bir çok Sakızlı sarıyor? Bizimle görü­şüyorlar.. Bu harekette merakın değil, samimiyetin tesiri bulun­duğunu farketmekte gecikmiyo­ruz.. Güzel Sakızda, kibar sa­kızlılarla beraber geçecek zama­nımızın pek az olduğunu düşü­nerek üzülüyor ve şehrin her tarafını dolaşabilmek için istical ediyorduk..

Gece olmuştu.. Evelce Türk­lerle meskûn olan ve şimdi mu­hacir Rumların oturduğu kale içinden geçiyorduk.. Bizi görenler,

— Hoş geldiniz,

Diyorlar. Bizi ısrarla arala­rında bir kaç dakika oturtuyor­lar.. Müştak ve mütehassir İzmiri ve diğer şehirleri soruyorlar.

Gece ilerledi.. Saat 12.. Fakat bir gündüz gibi kalabalık ve aydınlık.. Sanki bir bayram gecesi içindeyiz..

Artık yorulmuştuk.. Otele av­detle ilk günümün intibalarını not ederken İzmirden uzakta, dost bir hükümete ait Sakız adasın­da bir gece geçirmekte olduğu­muzu da hatırladım.

- Devamı var -hikmet Nuri

 

Seyahat intibaları

Hizmet – 11 Aralık 1930 Perşembe

Sakızdaki ziyafet

öyle bir yağmur ki, son seylâbı hatırlatıyor

Sabahleyin uyanınca bir gün evelkl yolculuğumuzda ufuklar­dan beliren bulutların mûtekâsif bir hale geldiğini ve hattâ çilinti halinde hafif bir yağış başladığını esefle, teessürle gördük. Günlerdenberi devam eden güzel havanın birdenbire bozulmasını neye hamledeceğimizi bileme­dik. Kendi kendimize muttasıl söyleniyorduk:

— Akşama kadar hava avsa da maçtan sonra dilediği şekilde yağsa..

Diğer taraftan İzmir ve Yunan futbolunun bu ilk temasına âit tahminler hararetle mevzuubahsolunuyor. Atinadan gelen ga­zeteler aynı gürde yapılacak Yunan - Bulgar milli maçına âit yazılar arasında Sakızda ya­pacağımız müsabakanın ehem­miyetinden bahsediyorlardı.. Ku­lüpçülük saikasiyle adanın diğer kulüplerine mensup azaları oyniyacağımız takım hakkında ma­lûmat veriyorlar, Atinadan bir kaleci ile bir muavin getirildiğini söyliyorlardı.

Biz bu gayri müsait hava ve mütezat haberler arasında bir kaç arkadaşla ve mihmandarı­mız refakatinde adanın maruf yerlerini gezmeğe gittik. Porta­kal bahçelerini, zenginler mahallesi olan Bellâvisteyi gezdik. Hepsi bir birinden güzel olan ada sularını ve bunların en şöh­retlisi bulunan paşa limanındaki çeşmeyi de gördük. Kapalı ve yağışlı bir sema altında yaptığı­mız bu 18 kilometrelik gezinti­den avdet ederken yağmur bütün kuvvetiyle boşanıyordu. Otele avdet ettiğimiz sırada arka­daşlarımızın hepsini de müteessir bulduk.

Sahayı görenler bu 65X96 ebadındakl müsabaka mahalli­nin uzun müddet için oynanamıyacak bir hal aldığını söy­lediler. Killi ve yapışkan bir toprak zemini natas haline getirmiş. Maahaza her şeye rağ­men oynamak hevesimiz çok kuvvetli.. Artık havanın dinmesini beklemekten başka çare kalmamıştı. Bir aralık hava­nın bir parça yükselmiş görünmesi bütün arkadaşlar arasında derin bir sevinç husule getirdi. Öğle yemeğimiz bir taraftan lokmalarımızın bulunduğu ye­mek tabağına, bir taraftan da havaya gidiyordu..

Adanın zarif ve hendesi ölçülerle açılmış sokaklarından kafile kafile halkın oyun mahal­line gitmekte olduğunu görüyo­ruz. Halkın nazarlarında göklere bakan istirhamkâr bir bakış var.

Saat 15. Arkadaşlarla birlikte oyun mahallinin yolunu tuttuk. Seri ve heyecanlı adımlarla ilerliyoruz, fakat.. Mübarek yağ­mur da başladı. Havanın bu nahoş haline rağmen halkta maçı görmek için derin bir alâ­ka vardı. Kadın, erkek, küçük, büyük ellerinde şemsiyeler ol­duğu halde sahanın etrafını doldurmuş. Bayrak taatısl ve selâmlama gibi mutat merasim hafif yağmur altında yapıldı.

Saha dönüşü pek feci bir şekilde oldu. Otele gelinceye kadar İç çamaşırlarımıza kadar ıslandık. Nefes nefese yatakla­rına kendilerini atanlar küçük bir istirahatten sonra yekdiğerinden çamaşır ve elbise istia­nesine başladılar. İhtiyatlı gi­denlerde büyük bir gurur baş gösterdi. Lütüfkâr iki arkadaş­tan bir pantalonla bir çift çorap bulabildim. İki üç saat sonra kendimize az çok mazbut bir kıyafer verebilmiştik.

Şimdi belediyenin vereceği ziyafete gidiyoruz. Methalin tam karşısına iki muazzam Türk ve Yunan bayrağı yekdiğerine vasledilmiş.. Cepheyi kaplıyan bü­yük bir cümle var.

— Yaşasın Karşıyaka spor kulübü..

150 kişilik olarak tertip edi­len bu ziyafette sandalyalar muarefenin tesisi için bir İzmirli ve bir Sakızlı için tahsis edil­miş..

Arkadaşım Ali Rıza bey ile aramızda Yunanlı bir gazeteci meslektaşı var.

Daha ziyafet başlamadan Adanın kıymetli belediye reisi yanımıza gelerek İzmir şehri ve belediyesi hakkında bizden ma­lûmat aldı. İzmir matbuatının azlığından bahsetti. Sakızın yev­mi ve haftalık olarak çıkardığı beş gazeteye mukabil İzmirin altı gazetesini çok haklı olarak az gördü.

Londrada tahsilini ikmal eden bu zat bütün adanın kalbini ka­zanmış, sempatik bir zattır.

Davetlilerin arkası kesildikten sonra ayağa «kalktı. Kafilemiz hakkında çok sitayişkâr cümleler­den sonra iki büyük milletin anlaşmalının cihan sulhuna olan hizmetlerinden bahsetti.

Adet ve tabiatlar itibariyle olan müşabehetimizden dolayı bu sulhun ebedi olacağı hakkın­daki emniyetini tekrar etti.

Türklerin adaya bereket ge­tirdiklerini, aylardanberi devam eden kuraklığın bu günkü yağmurla zail olduğunu söyledi. Büyük Gazimiz ve milletimiz hakkındaki takdirkâr cümlelerden sonra sözlerine nihayet verdi..

Belediye reisine kafile reisi­miz körfez vapurları müdürü Cemal bey, ayni mukabil hissi­yatı ifade eden cümlelerle cevap verdi..

Bu cevaptan sonra adanın diğer spor kulüplerinden Aytos kulübü reisi Fransızca bir nu­tuk söyledi:

İki millet çok göz yaşı dök­tü. Artık kâfidir, dedi. Hatip çok müteheyyiçti. Şimdi seya­hatin en enteresan safhasına, en zevkli noktasına gelmiştik. Futbolcularımız ziyafet salonu­nun ortasına dizildiler.

Adanın içtimaî mevkii iti­bariyle en yüksek sınıfını toplıyan bu ziyafette tam bir Türk kibarlığı tezahür ediyordu. Spor­cularımız mükemmel ve aksamıyan bir lisanla Yunan millî marşını söylediler. Bütün salon bir yıldırım sür'atiyle ayağa kalktı. Ev sahiplerinin yüzlerinde misafirlerinden gördükleri bu il­tifat karşısında minnet ve şük­ran hisleri okunuyordu. Yunan marşını takiben kendi milli mar­şımızı söyledik, huşu ve hür­metle dinlediler.

On beş dakika devam eden bir alkıştan sonra adanın valisi Mösyö Yorgos Yenaris kemali heyecanla ayağa kalktı. Büyük bir hatip olduğunu sonradan öğrendiğimiz bu zat uzun bir nutkunda ezcümle şunları söyledi: Birçoklarınızın lisanımızı sühuletle söylediğinizi gördüm. Marşımızı Türklere has esalet ve centilmenlikle söylediniz... Mustafa Kemal paşa hazretleri;

-              Harp bir vahşettir. Maalesef mücadelei hayat bunu zarurî kılıyor.

Buyurdular, ben de ilâve ede­rim ki, Türk ve Yunan millet­leri arasında bu zaruret fimabat tahaddüs etmiyecektir. Büyük Türk milleti ve onun dahî reisi yaşasın.

Kafilemizden Sadi bey beliğ bir cevap verdi. Tekrar ayağa kalktık. İzmir methiyesini ve K. S. K. marşını söyledik.

Panşlyakos atletik ve Mikri Asi kulüpleri rüesası ayrı ayrı nutuklar söylediler..

En son misafiri bulunduğu­muz Lelâps reisi söylediği nut­kunda:

— Allah bugün atletik saha­da dahi olsa bir galip ve bir mağlûp istemedi. Bu sulh ve sevişme gününde müsabakaya mani oldu. O hepimizden iyi yapar ve takdir eder.

Dedi. Ziyafetin son sözlerini K. S. K. namına Muhlis beyin hakkımızda gösterilen misafirperverliğe teşekkür ve Sakızlı futbolcuları İzmire daveti mutazammın sözleri teşkil etti. Kalp­lerimiz neş'e içerisinde ziyafet­ten ayrıldık.      

Hikmet Nuri

 

Seyahat intibaları

Hizmet – 12 Aralık 1930 Cuma

Sakızdan Ayrılırken

Alkışlar arasında

-Sakızda spor- gençlik ve mektepler

Seyahatimizin üçüncü günündeyiz. Tahmin ve tasavvurun fevkinle hüsnü kabul görmüş­tük. Bütün arkadaşlarda mahsus bir sermesti vardı. Bu şirin adadan ve bu kibar halktan çok kısa bir zaman içerisinde ay­rılmak bize hakikaten elem ve­riyor, acı geliyordu.

İtiraf edelim ki, ekseriyetimize hâkim olan hüznün bu âmiline Türk futbolunu tanıtamamış olmaklığımız acısı da inzimam et­mişti. Baştan nihayete kadar tatlı geçen bu dakikalar içerisinde glne çok müsait ve sami­mi şerait altında bunu temin edebilecektik. Fakat beklenmiyen yağmur.. Sular altında perişan olmuş bir saha ve nihayet muayyen zamanda İzmlre ve iş başına avdet zaruretinin mevcu­diyeti bunu imkânsız kılmıştı.

Artık avdet hazırlığındayız . Gemi saat 10 buçukta Sakız, sularını terkedecek.. Herkes bir an evel çarşıda ufak tefek işini ikmal için dolaşıyor . Sakızın maruf reçellerinden tutunuzda çantarin mi istersiniz, sakızmı is­tersiniz, mütemadiyen hediyelik­ler alıyoruz.

Avdetimizi haber alan Sakız­lılar, ta sabahtan itibaren rıh­tım doldurmağa' başladılar. Bu meyanda çok uzak köylerden milli ve mahalli kıyafetleriyle bizi görmeğe gelen Ada köylü­leri de var. Anlaşılıyor ki, halk, bizi ne kadar samimi ve hara­retle' karşıladı ise, gine ayni şekilde teşyi etmek istiyor.

Saat 10.. Rıhtımlık günü­müzdeki manzarasını almış.. Uşak vapurunun düdük sesleri, her beş dakikada bir İzmir yol­cularını çağırıyor.. Sporcular tamam...

Bu sırada iki genç: kız geldi Ellerinde bir buket var.. Kafile­mize buketi verdiler. Bu buketi Sakızın sporcu kızlarının K. S. K. taki sporcu hanım arkadaş­larına verilmesini istediler. Mü­tehassis olduk, teşekkür ettik..

Biraz sonra Sakız spor kulüplerlnln reisleri ile Sakız be­lediyesinin müsabaka için ha­zırladığı gümüş kupa getirildi. Her İki tarafın son nutukları arasında bu kupanın akim kalan maçın galibi için hazırlandığını, bununla beraber maçın manevi galibi olan Karşıyaka spor ku­lübüne hediye edildiğini anladık.

Marşlar, şarkılar ve yaşa sedalariyle güzel Sakızı mutta­sıl selâmlıyoruz. Alkışlar ve zitolar da sahilde dalgalanıyor. Nihayet vapur hareket etti. Bü­tün Sakız, gemimiz menderek arkasında kayboluncıya kadar bizden alkışını esirgemedi..

Ayrılık çok hüzünlü ölüyor. Mübalâğasız diyebilirim ki, vapur haraket ederken her iki taraftan yüzlerce gözde yaşlar kabarmıştı. Liman haricine çıktıktan sonra şu müddet itibariyle kısa, fakat her dakikası iki komşu milletin dostluk tarihine kıymetli sahifeler yazan ziyaretimizin benliğimlzde husule getirdiği zevk için­de başımızı İzmire doğru çevir­dik. Gözlerimizi ufuklara diktik.. Uşak istical ediyor. Gruptan evel Kösteni tutabilmek için 9 mille dalgaları çiğneyip geçiyor..

Tatlı ve unutulmaz hatıraların teferruatını konuşa konuşa İzmir sularına geldik. Yalılardan geçiyorduk.. Sahilden Göztepe, Altınordu ve Altay kulüplerimizi selâmladık. Pasaport iskelesinde resmi muamele bitirildikten sonra arkadaşlarımızın, Karşıyakalıların alkışları arasında rıhtıma çıkarken Uşak vapuru da samîmi bir te­mas yolunda yaptığı hizmetten mütevellit bir gururla biraz din­lenmek İçin İzmire doğru yol alıyordu..

Bu kıymetli temas münasebe­tiyle K. S. K.ı bütün samimiye­timizle tebrik ederken de seyahatin bu parlaklığını temin ve kafileyi gençliğe lâyık bir vekar ve centilmenlikle idare ederek dost memlekette iyi intibalar uyanmasını temin eden kafile reisi körfez vapurları müdürü Cemal, H. fırkası Karşıyaka sabık mutemedi Tahir, Cemal Ahmet ve Muhlis beyleri de ayrı ayrı tebrik etmeği bir vazife telâkki ederim..

Sakızda spor:

Sakız adasının 70 bin nüfusu vardır. Bu nüfusun yirmi beş binini Sakız kasabası kendi çer­çevesinde toplamıştır. Jimnazyom, ticaret ve bahriye gibi üç tâli mektebin civar adalardan da celbettiğl gençlerle beraber hayli kuvvetleşen Sakız adası gençliği, spor hususunda elinde 5 kulüp bulundurmaktadır. Her birisi birer içtimaî cemiyetin himayesinde büyük lokkalere malik olan bu spor şubeleri şimdiki halde çok çalışıyorlar. Geçen seneki vaziyete nazaran derecelerini şu suretle tesbil edebiliriz:

Lelâps, Mikri Asi, Astrapi, Aytos.. Ve yalnız atletizmle iş­tigal eden Paşyakos, Atletik Yunanlıların atletizme verdikleri ehemmiyet, Sakız adasında da ayni suretle kendisini göster­mektedir. 110 metre manlalı koşuda Yunanistan ve Balkan olimpiyatları birinciliğini alan Sporcu Sakızda bulunmaktadır. 15,1-5 rakamını isminin yanında tutan Hrisios Mandika çok şen ve şakacı bir gençtir. Atina müsabakalarında tanıdığı Semihi, Mehmet Aliyi, Beşiktaşlı Mehmedi çok beğenmektedir. Sporcularımızın bayrak yarışını seyrederlerken kendilerini heye­candan kaybettiklerini, müte­akip karşılaşmalarda düz koşu­ların Türklerde olduğunu da ilâve ediyor..

Adada Anadolulu muhacirle­rin bulunduğu Mikri Asi ku­lübünde elyevm tekaüt olmuş es­ki ,İzmirli sporcuları da gördük.. Apollon kalecisi Yâni de bu meyandadır. Bunun küçük kardeşi, (Zeybek) namiyle marul olup Yunanistanın meşhur kalecile­rinden imiş.. 5 senedenberi fudbola verilen ehemmiyet bu sene azami haddine vasıl olmuştur. Şehir belediyesinin bütçesine koyduğu 3 bin İngiliz liralık sa­ha parası da bunu aşikâr olarak gösterir. Hariçle olan temasları da ziyadeleşmiştir. Bu hafta Atina üçüncüsü Apollon (B) ta­kımı beklenmektedir. Midilliye bir Macar 'Antrenörün geldiğini de 'öğrendik. Yakın zamanda Adaların, Yunan fudbolünde mü­him bir mevki saHibi olacağı muhakkaktır.

- Bitti -

Hikmet Nuri

 

Yorumlar...