Yeni Asır gazetesinde yazı dizisi Arsiv
5.5.2014 23:10:04

Seyahat intibaları (1) 

Yeni Asır - 10 Aralık 1930 Çarşamba

K. S. K. la Sakız yollarında

Sporcularımıza gösterilen parlak istikbal

Heyecanlı dakikalar

Karşıyakamızın kıymetli kulüplerinden biri olan K.S.K'nın futbol takımının Sakıza gitmesi ka­rarlaştırıldıktan sonra bir spor muharriri sıfatile sporcularımıza refakat etmek ve bu suretle K.S.K ve Sakızlı sporcular arasında ilk defa vaki olan ve hususi aşikar bulunan spor maçını yakından takip eylemek istedim. Bu arzumu büyük bir hüsniyetle karşılayan Karşıyakalı dostlarım büyük bir te(…?) ibrazile beni de seyahate edecekler listesine ithal ettiler.

İzmirden hareket:

Sakızlı dostlar ile ilk defa yaptıkları samimi spor temasının zevkü heyecanile meşbu(…?) pür neşe kafilemizi taşıyan bir gelin gibi süslü Uşak vapuru Cumartesi sabahı 7,30 da son uğrağı olan Karantina iskelesinden sonra denizden ayrılmadan evel sporcularımızın, muhterem hamileri (…?)leri vali Kazım paşaya hürmet ve minnettarlık (...?) iblâğına bir kere da(…?) (…?)at vermiş olmak için sahili takiben ilerliyerek paşanın evi önünde durmuştur. Ardından burada bazı marşlardan sonra paşa şerefine üç defa (….?) bağırarak selam vazifesi ifa  ettiler.

Artık vapurumu yoluna koyulmuştu. Havanın sükûneti, (…?) bizim neş'emizi arttıran sakin hali yolculuğumuzun ve zevkli geçmesini intaç etti. Bütün seyahat müddetinde muhtelif gruplar teşkil etmiş arkadaşlar eğlenceli bir zaman geçiriyorlardı. Hele salona konulmuş piyanoda sporcuların şarkılarına Cemil ve Muzaffer beylerin refakat etmeleri mevcut (…) izharına vesile veri(…?)

Yolculuk esnasında iştihaları (…?)ar birbirlerile rekabet ediyorlardı. Bazıları da kaptan köşkünde kıymetli kaptan bey(…?) adeta yaverlik edercesine haritada takip ediyorlardı. Bu arada Danyal bevin riyazî (…?) bir çoklarımızın tecessüsünü tatmin ediyordu.

Sakız açıklarında

Havanın tahminden çok daha iyi gitmesi seyahat saatlarını kısaltmıştı. Bu suretledir ki vapurumuzdan Sakız adasının bir ucu göründüğü zaman saat on altı olmuştu. Kaptandan alınan malumatta bu mesafenin bir saat fazla dakikada katolunacağını öğrenmiştik.

Dakikalar geçtikçe arkadaşların hazırlık telâşları başladı, beklemek kısa sürmüştü. Artık hepimiz güvertede toplanmış, hayal şeklinden çıkıp gerçeğe başlayan Sakız şehrine varıyorduk. Liman haricinde bir Yunan yelken­cileri bizi selâmladılar, mukabele ettik.

Halk ve heyecanlı istikbal

İzmirden çekilen telgrafta dört-beş arasında Sakızda bulunacağımız bildirilmiş olduğundan vapurumuz Sakız rıhtımına yaklaştıkça kesafetleşen bir kalabalık kütlesile edilmişti. Liman haricinde motörle kulağuz ve arkadan sandalla liman reisi geldiler, Sandalın ismi ( Ayia Erini ) (mukaddes sulh)   idi ki daha sonra da bu (…?)dikkat nazarı (…?)muzu içeriye ithal etti. Mendi­rekte bulunan halk alkışlarla ve zitolarla bizi selâmlıyor ve alkışlıyordu. Biz de Şapkalarla ve işaretlerle selâmlarını iade ettik.

Limandaki manzara ve he­yecanlı dakikalar

Limandaki manzara cidden hepimizi müteheyyiç etmişti. Bütün spor kulüpleri erkânı ayrı ayrı sandallarla etrafımızı sarmışlardı. Büyük kıtada bay­raklarımız sandalları tezyin ediyordu. ( Zito Türkiye, zito İzmirliler, zito Karşıyakalılar, hoş geldiniz.) sadaları bir uğultu halinde sandallardan ve Sakız rıhtımı boyunca aksediyordu Ayrı ayrı bütün bu selâmlara mukabele ettik.

Muhakkaktır ki hu dakika­da gerek bizler ve gerekse Yunanlı dostlarımız çok müteheyyiçtik. Biz çok mütehey­yiçtik: Çünkü dostlarımızın tezahüratının içten geldiğini görüyor ve hissediyorduk.

Onlar müteheyyiçti: zira kıymetli Türk gençlisinin ara­larına girerek samimi temas yapması yüksek hükümet recüllerimizin takip ettikleri siyasetin, sulh ve iyi komşu­luk siyasetinin, Türk gençliği tarafından da benimsenmiş olduğunu bu ziyaret ispat ediyordu.

Vapurumuz rıhtıma yakla­şınca zabıta kumandanı, belediye reisi re spor kulüpleri erkânı gelerek (hoş geldiniz) dediler. Belediye reisi Selâps kulübü namına güzel bir buket verdi. Onlar bizi, biz onları selâmladık.

Bu merasim yapılırken rıhtım boyunda toplanan balkın vapurumuzun yanaşmakta olduğu yere daha çok yakın olmak İçin polis kordonunu yarmak İstediği ve çıkmamızı sabırsızlıkla bek­lediği görülüyordu.

Vapurumuz rıhtıma yana­şınca hiç bir kontrola tâbi tu­tulmadan istikbalimi/e gelenlerle birlikte rapordan ayrıldık ve kordon boyunu işgal eden kesif* halk tabakası arasından geçerek «Lelâps» kulübüne götürüldük.

Burada arkadaşlarla Yunanlı sporcular arasında samimi hasbihaller oldu. Ye varım saat kalındıktan sonra otellere gidildi.

[Yarınki ve müteakip nüsha­larımızda seyahat intihalarımıza devam edecek ve bu meyanda belediye tarafından verilen150 kişilik çay ziyaretindeki nutuk­ları kaydedeceğiz.]

Ali Riza

 

Seyahat İntibaları (2)

Yeni Asır – 11 Aralık 1930 Perşembe

K. S. K. la Sakızda

Gazi’nin resmi önünde hayranlık

Maç nasıl akim kaldı?

Sakıza ayak basar basmaz halkın çok samimî hareketlerile karşılanmıştık. «Lelâps» kulübüne giderken ve oradan ayrılır­ken halk hararetli tezahüratta bulunuyordu. Bilhassa balkonlar­dan Yunanlı kızların attıkları ve Türk ve Yunan bayraklarının klişelerini ve (Hoş geldiniz) ibaresini Türkçe ve Rumca olarak ihtiva eden küçük kâğıtlar bizi mütehassis etmiştir.

 

«Lelâps) kulübünün ziyafeti esnasında Yunanlı sporcularla ve ezcümle 110 metre manialı koşuda Balkan şampiyonluğunu kazanan Yunan rekordmeni Sakızlı M.Mandikasla da tanıştık. Ziyafetten sonra Yunanlı dostlarımızın refakatinde olarak otellerimize gittik. Bu sırada futbolcuların odalarının tefrikinde Muhlis ve Cemal Ahmet beyler epey yoruldular.

 (Uşak) vapurunun güzel manzara

Artık aksam olmuş, karanlık çökmüştü. «Uşak» elektriklerile süslü olarak Sakızlıların gözü önünde bulunuyordu.

Ziyaretimiz şehri canlandırmış, rıhtım halkla dolmuştu. Yer yer latarna ve gramofon sesleri duyuluyordu. Biz muh­telif gruplar halinde gezmeğe çıkmıştık.

Halaskarımızın resmi karşısında

Bu sırada dikkat nazarımıza çarpan ilk nokta halkın Uşak vapurunun yakınında büyük bir küme teşkil etmiş olması idi.

Bu mütecessis halk vapurumuzun salonunda elektrik lâmba­larının çerçevelediği Gazi Haz­retlerinin büyük kıtada fotoğraflarını görmek için birbirini iti­yor ve vapura sokuluyordu.

Bu arada Rumca muhavere­lere kulak misafiri olduk; bir birlerine bu resmin hâdisatın seyrini deriştiren büyük başın olduğunu anlatıyorlardı.

Gece futbolcular erkenden odalarına çekilmişlerdi. Diğer arkadaşlar grup halinde gece yarısına kadar muhtelif yerleri geziyorlardı. Bilhassa benim de dahil olduğum bir grup muhacirlerin meskûn olduğu eski Türk mahallerini gezdi. Orada bizi çok samimî bir şekilde karşıladılar. Vaktin geç olmasına rağmen kahvelerine davet ettiler. Kahve, tatlı ikram etti.

 Artık geç olmuştu. Yorgunluğumuzu çıkarmak için otellerimize avdet ettik.

Maç günü sabahı;

Pazar sabahı yataklarından kalkan arkadaşlar, havanın kapalı ve yağışlı olduğunu görerek müteessif oldular. Herkeste bu merak var. Acaba yağmur dinecek mi? Hava açılacak mı?' Sakızlılardan bu ihtimaller  etrafında izahat  istiyoruz. Fakat aldığımız cevaplar endişemizi at­tırmaktan başka bir netice vermiyordu. Fazla olarak hava gittikçe kararıyor ve yağmur da sıklaşıyordu.

Bu sırada Pireden bir Yunan posta vapuru geldi. Bununla «Lelâps» kulübünün Atinadan iki oyuncu getirtmiş olduğu ve bize karşı oynayacak takımını takviye edeceği şayi oldu. Tev­sikine -maç yapılmadığından dolayı- bittabi imkân hâsıl olmadı.

Öğleyine kadar bazı arkadaşlar otomobillerle gezmekten başka bir çare bulamadılar. Bu suretle Aplotarya caddesi, Kamhos bahçeleri gezildi. «Vrondodos» mevkiindeki paşa çeşme-sine gidildi. Pek nefîs sudan içildi.

Bu mevkie gidilirken muha­cirler için yeni inşa ettirilmiş olan evlerin yakınından geçildi.

Maça gösterilen alâka

Türk sporcuları ile yapacak­ları ilk maça Yunanlılar büyük bir alâka göstermişlerdi. Seyahati tertip eden «Lelâps» kulübünün erkânından aldığımız malûmata göre şehre civar olan köyler ahalisinden bir çok­ları maç gününde şehre inmek arzusunu göstermişler ve bilet te istemişlerdir. Fakat maç gü­nü daha sabahtan başlıyan yağ­murdan dolayı bu tasavvurlarından vazgeçmişlerdir. Saha açık olduğu halde elden satılan bi­letlerin üç yüz drahmiye kadar çıktığını işittik.

Futbol maçı

Öğle yemeğinden sonra maçın yapılmasına sahanın hiç te müsait olmadığı anlaşıldı. Fa­kat Sakızlı sporcular bir çok maddî fedakârlıklar ihtiyar etmiş oldukları için takımımızın sahaya gitmesi muvafık görüldü. Saat ikide yağmur biraz dinmiş ve havanın pek berbat bir halde olduğunu bile düşünmeden halkın mühim bir kısmı sahaya gitmişti.

Saha, eski Türk mezarlığının yeri imiş. Burası killi olduğu için düşmeden yürümek dahi hayli müşküldü.

Yağmur altında saha ortasında merasim yapıldı. Bayrak­lar teati olundu. (Zito Karşıyaka spor) ve (Lelâps şerefine üç defa yaşa) ile iki taraf selâmlaştı. Maça başlandı. Fakat üç dört dakika geçmemişti ki bardaktan boşanırcasına yağmağa başlayan yağmur oyuncuları da seyircileri de dağıttı. Maç bu suretle bizzarur akim kalmıştı. Bu şiddetli yağmurda eyice ıslananlar da doğru otellerine dönmüşlerdi.

Devam edecek — Ali Riza

 

Seyahat İntibaları : (3)

Yeni Asır – 12 Aralık 1930 Cuma

Sakızdaki ziyafette

Türk - Yunan dostluğunun hararetli tezahüratı

Valinin nutkundan : "Büyük rehakârınız Gazi Mustafa Kemal Hz. nin pek yüksek bir sözlerini hatırladım: "Harp vahşetten ibarettir„ bu cümleyi takdis ederim.„

Şerefimize verilen ziyafet

Pazar akşamı saat beş buçukta kulüp binasında, belediye tarafından şerefimize yüz elli kişilik bir çay ziyafeti verildi. Bu ziyafette Sakız valisi ve madamı, belediye reisi, liman reisi, zabıta kumandanı, gazeteciler, spor ku­lüpleri rüesası ve mensuplarından bir çoğu hazır bulunmuştur, Salonun balkon kapısında büyük birer Türk ve Yunan bayrağı bulunuyordu. Salon duvarının bir tarafından diğer tarafına (Yaşasın Karşıyaka Spor kulübü) ibaresi yazılmıştı.

Gazeteci arkadaşım Hikmet Nuri beyle birlikte burada belediye reisi tarafından Sakızlı meslekdaşlara takdim edildik, belediye reisi bilhassa bizimle alâkadar olmuş, bir müddet aramızda oturmuş ve görüşmüştü. Heyecanlı nutuklar

İlk evvel belediye reisi söz aldı. Maçın yapılmamış olmamasının bir ehemmiyeti haiz olmayacağını, her ne kadar hava yağmur ise de kalplerinin bilakis çok münşerih olduğunu söyledi. Bize, adalarına bereket götürdüğünden,   şehre ayak basar asmaz epey bir zamandan beri muhtaç oldukları yağmuru gö­türmüş olduğumuzdan dolayı teşekkür etti. İki memleket münasebatının tarafeynin idare adamları arasında senelerce uzanan müzakerattan sonra dostane bir safhaya girdiğini, bu neticeyi iki memleket gençlerinin yarım saat içinde takviye etmiş olduklarını bu gençlerden daha eyi diplomat bulunmayacağını anlattı, iki büyük kıt’anın anlaşması bizi ilelebet sulh sahasında yürütecektir; dedi. Ve sözlerine (Zito Türkiye) cümlesile nihayet verdi.

Bu nutuk çok alkışlandı. Kafilemiz reisi Körfez vapurları şirketi müdürü Cemal bey mukabelede bulundu. Aynı samimiyetle alkışlandı. Müteakiben   adanın birinci sınıf kulüplerinden «Aetos» kulübü reisi çok heyecanlı bir sesle Fransızca olarak şu nutku okudu:

“Aetos,, Reisinin nutku:

Muhterem efendiler;

Komşu İzmir şehrinin asil gençleri ile şehrimiz gençleri büyük bir sevinçle karşılarlar. Sevincimiz şu itibar ile de daha büyüktür, zira bu maç harp hâdisatından sonra ilk olarak cereyan dostluk ve samimiyet karakterini taşıyan bir temas halini almıştır. Bu temas ki komşu milletin büyük ve şerefli idare adamları tarafından çizilen yolun mabadı halini almış bulunmaktadır.

Kulaklarımızda hala top sa­daları gürleyor. Türk ve Yunan validelerinin ve evli kadınlarının yasları henüz dinmemiştir. Harp hâdisatı ruhlarımızda en zalîm intibaı bırakmıştır.

Ve şimdi iki milletin siyasî ufuklarında sulh havası esmiştir. Bu havanın gayri kabili itiraz olan hücceti, İki komşu millet arasında dostluk ve samimiyet yakınlığının mübeşşiri olan Türk-Yunan dostluk misalıdır.

Aziz dostlar;

Yarın memleketinize avdet edeceğiniz zaman, burada en canlı dostluk hissiyatı ile meşbu bir millet bulduğunu vatandaş­larınıza söyleyiniz.

Adamızın sporcu gençliğinin (…) Yunanistanın samimi (…) memleketinizin sporcu gençliğine iblâğ ediniz.

İki millette maziyi unut­mağa ve müstakbel terakki ve kardeşlik devresini tesise çalışa­lım.

«Aetos» kulübü reisi ve Sa­kız sporcusu sıfatile adamızı zivaretinizi heyecanla selâmlar ve Türk sporculuğunun terakkisi hususunda en bar temenniyatımı ızhar eylerim.

Bu nutuk bittikten sonra bir alkış tufanı koptu. Bu esnada futbolcularımız kalktılar ve sa­lonun ortasında toplanarak Yu­nan millî marşını söylemeye başladılar. Salondakilerin hepsi ayakta idi.

Salon marş bittikten sonra alkışlarla sarkıldı. Biraz sonra millî marşımızı içten gelen bir heyecanla söyledik. HürmetIe dinlediler. Uzun dakikalar devam eden alkıştan sonra vali kalktı şu nutku söyledi:

Sakız valisinin nutku

«Memnuniyetle görüyorum ki misafirlerimiz lisanımızı söyleyorlar ve biliyorlar. Bu sebeplen dolayı ben de umumiyetle diplo­matların anlaşma vasıtası olan Fransızcayı terkederek lisanımla size hitap edeceğim.

Çok büyük haz duydum. Ya demek ki siz bizim lisanımızla benim milletimin milli marşını söyleyorsunuz. Tekrar ediyorum, çok haz duydum ve hayran kal­dım.

Teessür duydum; çünki benim milletimin gençleri sizin lisanı­nızla sizin millî marşınızı söyleyerek size mukabele edemediler. Bundan dolayı da aflarınızı te­menni edeceğim. Yekdiğerine pek yakın komşu olan bu iki millet arasında eski rejimler zamanın­da pek büyük düşmanlıkla ha­reket ediliyordu. Lâkin yeni re­jimler ve yeni düşünceler bunları kökünden kazımıştır. Bu büyük düşüncelerdir ki Türkiye ve Yunanistanı yekdiğerinden ilelebet ayrılmayacak surette birbirlerine rapt etmiştir. Bu itibar ile de çok büyük sevinçler hissediyo­rum.

Harpler çok göz yaşı döktürmüştür. Bunların yerine kaim olan sulh ve dostluk misakı se­vinçler getirmiştir.

Büyük rehakârınız Gazi Mustafa Kemal hazretlerinin pek yüksek sözlerini hatır­ladım; «Harp vahşetten iba­ret» tir. Bu cümleyi takdis ederim.

Ankarada akdedilen dost­luk muahedesinden sonra yekdiğerine komşu olan Türkiye ve Yunanistanı birbirinden ayırmağa dünyanın hiç bir kuvveti kadir de­ğildir.

«Adamızda yüksek Türk gençlerine lâyık oldukları ik­ramda kusur edilmiştir. Bunun sebebi adanın geçirmekte olduğu iktisadi buhrandır. Bu husustaki kusurların atfedileceğine eminim.

Nutkumu bitirirken Türkiye ve Yunanistan arasında bu dost­luk ve samimiyeti meydana ge­tiren yüksek düşünceli başları takdir ve tebrik ederim. Yaşasın Büyük Gazi Mustafa Kemal paşa, Yaşasın İsmet paşa, Yaşasın M. Venizelos yaşasın Türk - Yunan dostluğu.»

Sürekli alkışlarla karşılanan bu samimi nutka K.S.K. na­mına Sadi B. kısa ve fakat çok güzel bir nutukla mukabelede bulundu. Sadi B. bu nutkunda gösterilen yüksek samimiyetten dolayı çok mütehassis kaldığımızı (…)

Türklerin, Yunanlıları sevdiklerini, onların da bizi sevdiklerine bu samimi tezahüratı delil olduğuna işaret ederek sözlerine (Yaşasın Yunanistan) cümlesile nihayet verdi.

Müteakiben Karşıyakalı futbolcular İzmir methiyesini ve K.S.K. marşını söylediler ve alkışlandılar. Bunu Yunanlı sporcuların şarkıları takipetti.

Bundan sonra « Paşiyakos» atletizm kulübünün reisi tarafından da kısa bir nutuk söylendi.

Ziyafetin sonunda K. S. K. namına Cemal Ahmet bey Sakızlıları İzmire davet etti. Bu söz­lere «Lelâps» kulübünün reisi cevap verdi. Mumaileyh bu seyahatin ilk baharda yapılması için çalışacağını söyledi ve spor­cularımızı selamladı.

Bu suretle bu ziyafet pek samimi bir hava İçinde geçmiş ve iki tarafta da unutulmaz İntibalar bırakmıştır.

Ali Riza

 

Seyahat İntibaları (4)

Yeni Asır - 14 Aralık 1930 Pazar

Sakızdan ayrılırken Samimî teşyi nasıl oldu?

Güzel İzmire avdet

Ziyafetten sonra

Ziyafetten sonra yemeğe gidildi. Gece futbolcu arkadaşlar Sakız ileri gelenlerinden birinin davetine icabetle evine gittiler ve orada çok samimi bir kabul gördüler.

Kafileye dahil diğer bir grup ta (Merkez kıraathanesinde) gece yarısına kadar Yunanlı sporcularla hoş bir vakit geçirdi.

Sakızdan hareket ve samimi bir teşyi

Pazartesi sabahı yedide bütün arkadaşlar ayakta idiler. Hare­ket onda mukarrer olduğu için üç saat zarfında çarşıdan öteberi almak ve son ziyaretleri yap­makla vakit geçirildi. Onda «Uşak»ın düdüğü gecikenleri davete başlamıştı. Kordonda yine kalabalık vardı. Arkadaşlar va­pura gelmek İçin istical ediyor­lardı. Teşyi merasimi çok hara­retli oldu. Spor kulüpleri murahhasları ve erkânı vapura ka­dar gelmişlerdi.

Burada merasim yapıldı. «Lelâps» kulübü kaptanı tarafın­dan Karşıyakaya, takımlarının büyük kıt'ada bir resimleri he­diye edildi. Ayni zat, belediye reisi tarafından maçın galibine verilmek üzere konulmuş olan kupayı belediye reisinin, maçın manevî galibi olarak addettiği takımınıza verilmesi için kendisini tevsit etmiş olduğunu söy­ledi ve belediye reisin (kendi­lerini teshir eden Türk misafir­lerine) selâmlarım bildirdi. Ar­kadaşlar Yaşalarla bu jesti kar­şıladılar, onlar zitolarla muka­bele ettiler.

Bu sırada «Lelâps» kulü­büne mensup iki zarif Yunanlı kız ellerinde buket olduğu halde kafile reisimize teveccüh ettiler ve bu buketi selâmlarile beraber Karşıyakalı (kardeş Türk kız­ları) na gönderdiklerini ifade ettiler. Müteakiben iki taraf mütekabil şekilde birbirini selam­ladı.

Artık hareket saati gelmişti. Teşyie gelenler birer birer elle­rimizi sıkarak vapurdan ayrıl­dılar. Şimdi hepimiz güvertede toplanmış şarkılarla neşemizi izhar ediyorduk. Rıhtımı doldu­ran halk ta bizi alkışlıyordu. On bire yirmi kala vapurumuz rıh­tımdan uzaklaşmağa başladı. Yaşalar ve zitolarla selâmlaştık li­mandan çıkıyorduk. Menderekte toplanan Yunanlı kızlar ve ço­cuklar mendillerini sallayarak hayırlı yolculuklar temenni ediyorlardı.

İzmir yollarında:

Hu suretle Sakızdan unutul­maz intibalarla ayrılmıştık. Av­dette yolculuğumuz çok neş'eli ve rahat geçti. Akşam altı bu­cakta Yeni kale açıklarından ge­çerken arkadaşlar vapurun arka tarafında toplandılar; körfezin temiz havasını ciğerlerine çeke­rek hep bir ağızdan İstiklâl ve K. S. K. marşlarını söylediler. Bu esnada «Uşak» ın bayrağı da indirilmiş ve selâmlanmıştı.

Artık vapurumuz güzel İzmirimize yaklaşıyordu. İzmirin gece manzarası ne kadar da hoşmuş... Her taraf elektrik ziya­ları altında adeta nur içinde...

Vapurumuz Reşadiye açık­larından itibaren sahili takip et­meğe başlamıştı. Bu suretle Göztepe, Altınordu ve Altay klüp­leri selâmlandı. Vapurumuz erkek muallim mektebi açıkların­da iken talebe yaşa K. S. K. seslerile bizi selâmladı, biz de mukabele ettik.

Bir az sonra vapurumuz mendirek haricinden pasaport önüne gelmişti. Burada karantina ve rüsumat memurları gelerek muameleyi süratle ikmal ettiler. Pek kısa süren bir tevakkuftan sonra vapurumuz Karsıyakaya teveccüh etti ve orada kesif bir halk tabakasının samimi teza­hüratı arasında Karşıyakalı ar­kadaşlar iskeleye çıktılar. Diğer arkadaşlarda kaptan beyin neza­keti sayesinde evvelce alınmış oldukları iskelelere çıkarıldılar. Bu güzel seyahat ta bu suretle bizde unutulmaz hatıralar bırakarak neticelendi. Bu münase­betle seyahati muvaffakiyetle başaran K. S. K. erkânını ve bu meyanda Körfez şirketi müdürü Cemal, Tabir, Muhlis ve Cemal Ahmet beyleri tebrik ederiz.

Sakızda spor hayatına ait yazımız yarın çıkacaktır.

A. R.

 

Seyahat intibaları (5)

Yeni Asır – 15 Aralık 1930 Pazartesi

Sakızda spor hayatı

Mahallî memurların nezaketi

Sakızda spor hayatı

Sakız seyahatımızdan istifade ederek mezkûr şehirdeki spor hayatı hakkında etraflı malûmat aldık. Bu malûmata göre Sakızda halen 5 spor kulübü bulunmaktadır. Bu kulüplerden dört tanesinin futbol takımları birinci kümeye mensup bulunmaktadırlar.  Onlarda -şunlardır; Mikraziatiki Enosis, Lelâps, Astrapi ve Aetos; ikinci kümeye mensup takımın ismi; Eritreadır.

Ayrıca atletizmle müştegil (Paşiyakos) isimli bir kulüpte vardır.

Sakızda tanıştığımız sporcular arasında eskiden Apolloııun kalecisi olan   (Yani Zeybeki) de vardı. Bu zattan aldığımız malûma göre Karşıyakayı davet eden «Lelâps» kulübü 930 senesi Sakız şampiyonu olup yerli Sa­kızlıların kulübü imiş. Bu kulü­bün en büyük rakibi Anadolu'lu Rumların kulübü olan ve (Asyayı Suğralılar Unyon kulübü) manasına  olan  « Mikraziatiki Enosis»tir. Bu takım bu seneki lik maçlarının ilk devresinde diğer üç rakibini de yenerek şampiyonluğa doğru ilerlemektedir. En son yaptığı oyunu bizim seyahatımızdan bir hafta evvel   «Lelâps» takımı ile olmuş ve bu mühim müsabakada ( Mikraziatiki Enosis ) takımı 2 - 1 galip gelmiştir.

Lik maçlarındaki rekabet hasebile Sakızın Lelâps ve Mikraziatiki takımları arasındaki müsabakalar her vakit büyük bir rağbet bulmakta imiş.

Sakızda yalnız bir futbol sahası vardır. Orada aldığımız bir habere nazaren zengin bir Yunanlı burasının muntazam bir stadyum haline ifrağı için üç bin İngiliz lirası hediye etmiştir.

Mahallî memurların nezaketi

Sakızdaki kısa ikamet müd­detimiz esnasında mahallî ine memurların hakkımızda göstermiş oldukları nazikanea muamele hakkında birkaç satır yazmayı kadirşinaslık addederim.

Sakızdan hareketimizden bir saat evel yolda Muhlis beyi gördüm.

— Aman azizim, rica ederim bunları yazınız. Pasaportumu­zun zabıta kumandanı bizzat ayağımıza kadar getirirken yol­da kendisine rasladım ve pasa­portu aldığım zaman gösterdik­leri fevkalâde nezaketten mülehassis olduğumuzu ilâve ettim diyordu.

Vapurumuzun gerek Sakıza muvasalatında ve gerekse oradan hareketinde hiç bir kontrol ve sair muamele yapılmamış olduğu gibi liman, palamar ve su ücret­lerinden de istisna edilmiştir.

Mahelli zabıtanın da en kü­çük bir münasebetsizliğe meydan verilmemesi için büyük tayakkuzundan biraz bahsetmek isterim.

Grup halinde gezmeğe veya çarşıya çıkan arkadaşlar, alış veriş için her hangi bir yerde durdukları zaman derhal bir zabıta memuru gelir ve etraflarında toplanan balkı dağıtmağa ve (misafirleri serbesçe işlerini görmeğe bırakmağa) davet eylerdi.

Biz gazetecilere hüsnü kabul gösteren zevat, meyanında başta belediye reisi olmak üzre Lelâps kulübü reisi avukat M Timidopulos, Aetos kulübü reisi ve meslekdaşlarımız da bulunuyor­lardı.

Bilhassa telgraflarımızın sür'atla verilmesi hususunda telgraf müdürü M. Leonidas  Eksarhopuosun kıymetli delâletleri bü­yük memnuniyetimizi mucip ol­muştur. İntibalarıma nihayet verirken bütün bu zevata gerek şahsım ve gerekse gazetem namına teşekkürlerimi alenen iblâgı bir borç addediyorum.

Ali Rıza

Yorumlar...