Irak’ta Neler Oluyor? Yazılar
17.6.2014 10:38:50, Orhan Bilikvar

Irak’ta Neler Oluyor?

Zaman zaman AKP'nin IŞİD'in hamlesi nedeniyle pişmanlık duyacağı beklentisi dile getiriliyor. En azından şimdilik bunun aceleci ve iyimser yorumlar olduğunu düşünüyorum. Henüz hamlenin sonuçlarına ilişikin kesin yorum yapmak olanaklı değil. Satranç devam ediyor ve diğer oyuncuların hamleleri sonucu belirleyecek. Kaldı ki kendi ülkesine füze atmaktan söz edenlerin birkaç IŞİD bombasıyla ölecek birkaç yüz vatandaşına önem vereceği şüphelidir. Bunu da kader olarak değerlendirmeleri daha büyük olasılıktır.

Hepimiz Irak'ı yakından takip ediyoruz. Ancak olanların kolay bir okuması olmadığı için yalnızca öngörülerde bulunabiliyoruz. Öngörüleri ne kadar sağlam temele oturtabilirsek önümüzdeki pus biraz daha aydınlanacaktır.

Bölgesel cepheler

Ortadoğu’da hemen her şey bir ilkeye bağlanmadan değişebilir. Aynı tarafta tasnif edilenler farklı düzey ve biçimlerde varlık göstereceklerdir. Ancak yine de genel olarak kimi cepheleşmelerden söz edebiliriz. En genel anlamıyla Sünni, Şii güçlerini, Kürtler ve ABD'yi  listeleyebiliriz.

Sünni Cephesi

Sünni cephesinin en büyük oyuncusu (ön plana çıkmasa veya çıkarılmasa da) Suudi Arabistan'dır. Cihadçılar (El-Kaide tarafı) üzerinden askeri etkisi ve mali kaynaklarıyla önemli bir güçtür. Nihai amacı İran'ın bölgesel düzeyde zayıflatılması ve dengelenmesidir.
Türkiye AKP politikalarıyla Sünni cephesinde yerini almıştır. Batıyla ilişkileri AKP'nin bölgesel hedefleri için kimi zaman olanaklar, kimi zamanda kısıtlılıklar getirmektedir. Nihai hedefinin petrol alanlarında bir biçimde etkinlik oluşturmak, iç hayatını Sünni temeller üzerinden yapılandırmak olduğu söylenebilir.

Suudi Arabistan ile düşman kardeş olan Katar'ın İhvan hareketi üzerinden geliştirdiği etkinlik ABD'nin tavır değişikliği ile kırılmıştır. Şu sıralar kendisini pasif konuma çektiğini söyleyebiliriz.
Mısır'ın askeri darbe sonrasında etkinlik düzeyi minimum düzeye inmiştir. Mısır'da İhvan (Müslüman Kardeşler) iktidarının devrilmesi ABD'nin bu harekete karşı tavır almasıyla mümkün olmuştur. Benzer gelişme Libya içinde olasıdır.

Bölgedeki Sünni nüfus Irak'ta IŞİD, Suriye'de İhvan, Filistin'de Hamas üzerinden siyasallaşmaktadır. İran'daki kesimin belirgin bir siyasal hareket yarattığı söylenemez. Benzer şekilde Kürtler içinde de küçük partiler olarak varlık bulabilmişlerdir.

Sünni cephenin Şii'lerden farklı olarak daha parçalı olduğu ifade edilebilir. Örneğin IŞİD ile El-Kaide arasındaki kırılma aslında Irak Sünnileri ile Suudi Arabistan arasındaki kırılmaya, rekabete karşılık gelmektedir. IŞİD Irak'taki Sünni ayaklanmasıyla entegre olduğu oranda Suudi etkisinden uzaklaşmıştır. Bir diğer parçanın AKP hattında oluştuğu da söylenebilir. AKP'nin KDP ile birlikte sünni cepheden bağımsız kendi senaryolarına da sahip olduğunu düşünmek mümkündür.

Şii Cephesi

Şii cephesinin en önemli oyuncusu ise İran'dır. Bölgedeki Şii'lerin en büyük destekçisidir. Askeri ve siyasal olarak aktiftir, örneğin birlikleri şu anda Suriye'de savaşmaktadır. ABD-İsrail-Suudi Arabistan hattını ana tehdit olarak görmektedir. ABD ile yakınlaşarak İsrail tehdidini de pasifize etmek amacındadır. İran bölgesel hegemonya için ilişkilerini çeşitlendirebilmektedir. Örneğin İsrail'e karşı Sünni Hamas'a silah yardımında bulunmakta,. Suriye'deki sıcak çatışmada karşı karşıya geldiği Türkiye ile ilişkisini sürdürebilmektedir. Bu nedenle de bölgedeki en etkin aktörlerden biridir.

Suriye'de Esad, Irak'ta Maliki iktidarda olsalar da iç savaşla yıpranmış Şii figürlerdir. Maliki doğrudan Şii siyasete ve toplumsal güçlere dayanırken, Esad'ın farklı olarak mezhep üstü pozisyon almaya çalıştığı söylenebilir. Ancak İran ve Hizbullah'ın büyük desteğinin bu düzlemde bir değişiklik yaratıp yaratmayacağını izlemek gerekmektedir.

Lübnan Hizbullahı ise İran'dan sonra Şii cephesinin en önemli askeri gücünü oluşturmuştur. Yarattığı toplumsal dayanışma biçimleri, son savaşta İsrail'i şaşırtan askeri yetenekleri ile Ortadoğu'daki en güçlü örgüttür. İsrail'i dengelemek için İran tarafından desteklenen örgüt, mezhep savaşının yayılması ile Suriye'de de savaşmaya başlamıştır.

Kuzey Irak Kürt Federasyonu

Kürtlerin nihai hedefi kendi devletlerine sahip olmaktır. Bu amaçla bölgesel dengeleri gözeterek akılcı politikalar izlemektedirler. Bu hedeflerine hizmet etmeyecek çatışmalara girmemektedirler. Mezhep savaşının dışında kaldıkları içinde güçlerini koruma şansını yakalamaktadırlar.

Bölgedeki Kürtler içinde KDP ve PKK'nın en önemli iki parti olduğunu söyleyebiliriz. Farklı siyasal kodlara sahip iki partinin Kürt'lük temelinde ortaklaştığı söylenebilir. Ancak KDP'nin müttefikliğe yakın AKP ilişkileri YPG (Kuzey Suriye-Rojova) düzleminde çatlaklarıda ortaya çıkarmıştır. AKP-KDP-PKK üçgeni izlenmesi gereken bir alandır.

KDP'nin IŞİD'le çatışmama eğilimi AKP etkisiyle Sünni cepheyle bağ kurduğuna ilişkin yorumlara neden olmuştur. Ancak bunun kararlı bir tutum olduğu söylenemez. Sürece, ortaya çıkacak olanaklara göre değişebilecek bir tutum olduğu kabul edilebilir.

ABD

Hepimizin bildiği gibi ABD'nin bölgedeki varlığının nedeni petroldür. Dünya petrol rezervlerinin (2005 rakamlarına göre)  %61'i, üretiminin ise %28'i Ortadoğu'dadır. Aradaki farka bakarak üretim payının giderek yükseleceğini söyleyebiliriz. ABD bir yandan petrolün dünya ekonomik sistemine sorunsuz aktarılması hedeflerken, diğer yandan Amerikan şirketlerinin bu aktarımdan pay almasını garanti altına almak istemektedir.

Bu hedef dışında ABD'nin bölgede aldığı tutumları belirleyen unsurlar oldukça zayıftır. Mezhebi, milliyeti, siyasal yönelimi ne olursa olsun bu hedefe hizmet edecek gruplar, devletler muteberdir.

Elbetteki bölgedeki dinamiklerin çoğunun varlığı ABD'nin belirleyiciliğinin dışındadır. ABD'nin daha çok bu dinamikler üzerinde oynadığını söylemeliyiz. Irak'ın işgal edilmesinde olduğu gibi yaptığı müdahalelerin uyuyan dinamikleri harekete geçirdiği de görülmektedir. ABD olmayan dinamikleri yaratmamakta, toplum içi veya toplumlararası fay hatlarını çıkarı çerçevesinde yönetmeye çalışmaktadır. Bunu yaparken mezhepsel veya milli bir tutarlılık aramamaktadır. Bir yandan İhvanı törpülerken diğer yandan Esad'ı zayıflatmaktadır. Söylediğimiz gibi amaç dinamiklerle oynayıp petrolü güven altında tutmak dışında bir şey değildir.

ABD'nin bölgedeki son kritik hamleleri Sünni cephedeki İhvan hareketini törpülemek, Irak'ın bütünlüğüne ilişkin müdahalelerle Kürtleri (ve AKP'yi) sınırlamak ve İran’la sürdürülebilir ilişki kurmaktı.

Musul'a gelirsek

IŞİD'in musul hamlesi (1) yukarda çizmeye çalıştığımız çerçeve içinde anlamlıdır. Yapılanın bir örgütün operasyonundan daha fazlası olduğu görülmektedir; bu bir Sünni ayaklanmasıdır. Bu ona geniş bir toplumsal taban ve önemli bir dayanıklılık katacağı anlamına geliyor. Başlangıç noktalarını yani Musul'u kaybetseler de yeniden ve yeniden bu bölgede aktif olacaklardır.
Eğer ABD bunun kullanışlı bir dinamik olduğunu düşünüp seyretmeyi tercih etmezse IŞİD'in kazandıklarını hızla kaybettiğini görebiliriz. ABD pasif kalsa bile İran'ın alacağı tutum da önemli etkide bulunacaktır. Doğal müttefiki Şii'lerin yok edilmesini oturup seyretmeyecektir. Suriye'de de gördüğümüz örtük ama aktif askeri müdahalede bulunacaktır. Bağdat'a inemese de IŞİD'in belirli/sınırlı bir bölgede egemenliğini koruma olasılığı da bulunmaktadır. Durdurulan ama Musul'u elinde tutan bir IŞİD'ten en çok zarar görecek olansa YPG'dir.

KDP ve AKP'nin bunu bir fırsata çevirmenin yani Musul'a yerleşmenin yollarını düşündüklerini tahmin edebiliriz. Ancak bu hamlenin riski çok büyük. Detaylarını tam bilmiyoruz ancak İran'ın KDP sınırında Kürt isyancılara operasyon düzenlediğini okuyoruz. Bir olasılık bu "dikkatli ol" şeklindeki bir hatırlatmadır. Ayrıca IŞİD'inde böyle bir hamleye sessiz kalmayacağını söylemeliyiz. Peşmergeler Musul'da, ele geçirmekten çok daha fazla kaybı elde tutmak için vereceklerdir, tıpkı ABD'nin olduğu gibi.

Bu ayaklanmadan "şimdilik" kim kazançlı diye sorarsak IŞİD, kim zararda olan ise Maliki demenin dışında bir şey söylemek olanaklı değil. Savaş devam ediyor, ancak büyük oyuncuların hamleleri geldiğinde daha fazla kestirimde bulunabiliriz.

İŞİD klasik bir ordu değil. Şehir gerillası taktikleriyle terörü birleştiren bir strateji uyguluyor. Bu yüzden onunla klasik orduların baş etmesi çok kolay değil. Ancak sünni ayaklanmasıyla birleşmesi bunda farklılık yaratabilir ve zayıf olacağı cephe savaşlarına yöneltebilir. IŞİD bir bölgeyi ele geçirmeden önce bombalamalarla istikrarsızlaştırıyor, güvenlik ağını işlevsiz hale getiriyor, halkı yıldırıyor. Terör dalgasının ardından asıl saldırıyı gerçekleştiriyor.

0
Yorumlar...