Pelin Böke: "İzmir Yangını'nı herkes çıkardı" Söyleşiler
13.9.2014 01:00:58

Pelin Böke: "İzmir Yangını'nı herkes çıkardı"

Bugün İzmir yangınının 92'inci yıl dönümü. Basmane, Alsancak ve Kordon bölgelerinde yaşanan bu yangında yaklaşık 25 bin hane yok oldu. Ancak böylesine büyük bir yangın, çoğu İzmirlinin hafızasında yok. Unutuldu ve gitti. Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü 'nde öğretim görevlisi olan Doç. Dr. Pelin Böke’nin, “İzmir 1919-1922 Tanıklıklar” isimli kitabı, İzmir'i sözel tarih açısından anlatan önemli bir eser. Kitapta, İzmir'de 1919-1922 yılları arasında yaşayan Ermeniler, Rumlar, Levantenler ve Türkler ile görüşen Böke, kitabında İzmir Yangını'na da bir bölüm ayırıyor ve dönemin tanıkları ile görüşmelerini aktarıyor.

Böke, tanıklardan İzmir'i, Rumların, Ermenilerin ve Türklerin beraber yaktığını dinliyor. Böke bu durumun nedeni olarak da Türklerin, Ermenilerin, Rumların kendi evlerini birbirine bırakmama isteği ve 1917 yılında çıkan Selanik Yangını'nın rövanşı olabileceğini ileri sürüyor.

Konu ile ilgili devlet adamlarının tutumlarını da değerlendiren Böke, Mustafa Kemal Atatürk'ün bu konu ilgili sessizliğine de dikkat çekiyor, Greskoviç'in raporunun orjinali olmadığı için kafalarda soru işareti olduğunu kaydediyor. Böke, bu konunun üzerinin de her sorun gibi resmi tarih tarafından kapattırıldığını söylüyor.

Dr. Pelin Böke ile İzmir yangınını, kimin yaktığını, yangın sonrası oluşan İzmir'i, kamuoyu tepkilerini, yangının tarihsel sebeplerini, psikolojisini, Türk kaynaklarının durumunu, Mustafa Kemal Atatürk'ün tutumunu, İzmir yangını yargılamasını ve "Sen yaktın!" tartışmasını konuştuk.

Yurtsuz - İzmir yangını nedir, ne değildir? Neler oldu?

Pelin Böke - İzmir yangını çok tartışmalı bir konu. Bu tartışmanın da ne kadar anlamlı olduğu da benim kafamı kurcalıyor. Sen mi yaktın, ben mi yaktım tartışması uzun yıllardır sürüyor. Bunun üzerinden prim yapmak, birbirini suçlamak var. Bu yangının çıkış tarihi Türk askerinin İzmir'e girişinden 4 gün sonraya denk geliyor. 13 Eylül'de başlıyor, 18 Eylül'de sona eriyor. Ama bizim yaptığımız sözlü tarih çalışmalarında daha küçük küçük yangınların olduğundan da söz ediliyor. Yangınların Türk askerinin girmesinden daha önce başladığına dair tanık anlatıları oldu. 3,5 yıllık işgal boyunca Müslümanların elinden silahlar alınmış, dolayısıyla Türk askerinin geldiğini duyan Müslüman kesim büyük bir heyecan duyuyor ve elinden gelen yardımı da yapmak istiyor. Ermeni ve Rumlar 3.5 yıl boyunca beraber çalışmışlar ve Türk ordusunun gelişi onlar için bir son olacak. Ve tabii ki bu son da iyi bir son olmayacaktı. Onlar da hazırlık yapıyorlardı. Yaklaşık 25 bin hanenin yok olduğunu biliyoruz. Kaç kişinin öldüğüne dair ise kesin bir şey söylemek zor. Bütün İzmir yanmıyor. İzmir'in belli bir bölümü yanıyor. Basmane'den Fuara kadar olan bölgede yangın var. Saint Polikarp Kilisesi ile Kordon'un bazı yerleri yanmıyor. Özellikle Leventanlere ait yerler yanmıyor mesela.

Yurtsuz - Kimin yaktığı ile ilgili sizin ulaştığınız bir bilgi ve belge var mı? Kim yaktı?

Pelin Böke - Özellikle sözlü tarih çalışması kapsamında o kadar farklı anlatılara tanık oldum ki; ve kafamda şu fotoğraf oluştu. İzmir Yangını'nı herkes çıkardı! Bunu ben değil tanıklar söylüyor. Meyhane Boğazı'nda oturan bir Müslüman Hüseyin Kurnaz, işgalin bittiği dönemde 11 yaşlarındaymış. Bana şunu anlattı: "Biz Meyhane Boğazı'nda oturan tek Müslüman aileydik. Türk ordusunun İzmir'e geldiğini duyunca bir şeyler yapmak istedim. Yan binamızdaki Yunan komşumuz gelene gidene ateş ediyordu. Ben de elimde gaz tenekesi ile Yunan'ın evini ateşe verdim. Ama bizim ev de yanındaydı, bizim ev de yandı." diyor. "Ben isimsiz kahramanlardanım." diyor. Bu beni çok etkilemiştir. Bunu bir suç olarak  algılamıyor yani. Neden? Çünkü Türk ordusuna yardım ettiğini düşünüyor. Gene Müslüman tanıklarımızdan Makbule Büke, Rumların yastıkları yakarak evlerinin içine fırlattığını, kendi evlerini yaktıklarını söylüyor.

Levantenler genellikle Türk tarafının tezlerini savunarak, yangını Ermenilerin ve Rumların çıkardığını kaydediyorlar. Anlatılarda Türkler korunuyor. Elimizdeki tek "resmi" kaynak  Greskoviç'in resmi raporudur. Kendisi itfaiye müdürüdür İzmir'de. Bu raporun ne kadar doğru olduğuna dair kafamızda kuşkular var. Bu rapor 1923 tarihinde basılmış, matbu harfler ile basılmış rapor. Aslının nerede olduğunu bilmiyoruz. Greskoviç raporunda "Yangın Ermeni mahallesinden çıktı."diyor. Ama Ermenilerin çıkardığını söylemiyor.

Bütün bu raporda Türklerden hemen hemen hiç söz etmiyor. Bu da bir kuşku yaratıyor. Yangının Ermeni mahallesinde çıkıyor olması, yangının Ermeniler tarafından çıkarıldığı anlamına gelmiyor yani. Bizim yaptığımız söyleşilerde Basmane tarafında oturan Müslümanların beyanlarında kollarına kırmızı bant takmış askeri fedailerin yaktığı da anlatılıyordu.

Biz tehcir dediğimizde genelde Ermeni tehcirini anlarız. Ama Rum tehciri de vardır. Batı Anadolu'da özellikle Rumlar tehcire uğruyorlar 1914'te. Osmanlı savaşı kaybedince Rumlar geri dönüyor ve Müslümanların kendi evlerine yerleştiklerini görüyorlar. O yüzden 1922’de giderken evlerini yeniden Müslümanlara bırakmak istememiş olabilirler.

Alsancak'ta da yangının olduğuna dair anlatılar var. Fuar kısmı yani. Meyhane Boğazı deniyordu oraya. Ermeni mahallesinde de yangın çıkıyor, Meyhane Boğazı'nda da yangın çıkıyor. Alsancak'ta oturanlar Rumların kendi evlerini yaktığını kaydediyorlar. Sonuç olarak Ermenilerin, Rumların, Türklerin yaktığına dair net anlatılara rastlıyoruz. Herkes yaktı!

Yurtsuz - İnsan kendi evini neden yakar? İnsan komşusunun evini neden yakar? İnsanları bu duruma nasıl bir psikoloji itmiş olabilir?

Pelin Böke - Bunu anlamak çok zor değil. Herkesin kendince bir nedeni var ve hepsi de haklı, anlaşılabilir nedenler. Müslümanlar 3,5 yıl işgal altında kalmanın, aşağılanmış olmanın etkisiyle büyük bir heyecana kapılıyorlar doğal olarak. Ellerinden silahları alınmış. Dolayısıyla ateş tek silah olarak görülüyor. Rumların belleklerinde ise daha önce uğradıkları tehcirin anıları hala canlı, evlerini Müslümanlara bırakmak istemiyorlar. Aynı şey Ermeniler için de geçerli.

Yurtsuz - Türk ordusunun da yaktığına dair de iddialar var. Özellikle Sakallı Nurettin Paşa üzerinde yoğunlaşıyor bu iddialar. Sözlü anlatılarda rastladınız mı?

Pelin Böke - Sözlü tanıklıklarda böyle bir anlatı olmadı. Ama başlarına ya da kollarına kırmızı bantlar takmış olan “fedailer”den söz ettiler mesela. Ayrıca Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya isimli kitabında "İzmir'i niçin yakıyorduk?" ifadesi yer alıyor. Buradaki bu ifade aslında kimin bu yangına ortak olduğu konusunda net bir fikir veriyor. Falih Rıfkı Atay, Fransız komutanı Pele’nin Kramer Palas'ta Mustafa Kemal'i ziyarete geldiğini, bundan sonrasının ne olacağına dair bir görüşme yaptıklarından söz eder. Mustafa Kemal'in de Pele gittikten sonra yanındakilere "Ben nereden bileyim ordu nerede?" dediğini kaydeder. Ordu İzmir'e girerken çok düzenli bir şekilde girmedi. Daha sonra yayınlanmış anılardan bunu net bir şekilde öğreniyoruz.  Rumların ve Yunan ordusunun geri çekilirken yaptığı katliam ve tecavüzleri görerek gelen bir Türk ordusundan bahsediyoruz. İzmir'e varmış olmanın getirdiği büyük heyecan Türk askerlerinin de bu yangına katkıda bulunduğuna dair ihtimali kuvvetlendiriyor. En azından söndürmediklerini söyleyebiliriz.

Yurtsuz - Bu ihtimali nereye bağlıyorsunuz?

Pelin Böke - Biraz önce bahsettiğim psikolojiye bağlıyorum.

Yurtsuz - Sakallı Nurettin Paşa'yı ve İzmir Yangını'ndaki rolünün olduğu yönündeki iddayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pelin Böke - Türk ordusunun İzmir’e girmesinden sonra Hristostomos’un linç edilmesinde Nurettin Paşa'nın çok büyük payı vardır. Mustafa Kemal, Nutuk'ta Nurettin Paşa'yı çok sert bir biçimde eleştirir mesela. İzmir Yangını'ndan da büyük derece sorumlu olduğunu düşünüyorum. Zaten büyük bir heyecan içinde olan Müslüman kesimin daha fazla galeyana gelmesinde ve çok kan dökülmesinde parmağı olan en önemli kişi Nurettin Paşa’dır.

Yurtsuz - İzmir, yangınla neleri kaybetti? Yangından sonra nasıl bir İzmir ortaya çıktı? Öncesi ve sonrasını nasıl kıyaslarsınız?

Pelin Böke - İzmir, yangın öncesi Batılı bir şehir. Ama Rumlar ve Ermeniler gittikten sonra çok büyük bir sessizlik ortaya çıkıyor. Esnafı, fırıncısı, kuyumcusu Ermeni ya da Rum olduğu için onların gidişi ile şehirde, özellikle de gündelik yaşamda çok ciddi bir boşluk oluşuyor. Levantenlerin çoğu İzmir’de kalıyor. Gayri Müslimlerin bir kısmı İtalyan tebaasına geçiyor.  Rumların da bazıları İtalyan tebaasına geçiyor. Ermenilerin de çoğu kaçıyor ama kaçmayıp İzmir'de kalanlar da var. Onlar da başka bir kimliğe geçiyorlar. Rum ya da Ermeni kiliseleri okullara çevriliyor. 70'lerin sonuna kadar eğitim kurumu olarak devam ediyorlar. Kıbrıs olaylarından sonra bu okullar yıkılıyor. Çok enteresandır. 1923'ten sonra değil 70'lerde yıkılıyor. Bu gerçekten acıklı bir şey. Fuarın olduğu alan metruk kalıyor. Yangın alanıydı orası. Üzerine İzmir Fuarı inşa ediliyor. Levantenlere ait evler kalıyor.

Yurtsuz - ABD’nin 1922 yılındaki İzmir konsolosu George Horton, İzmir Yangını ile kıyaslanabilecek tek şeyin Romalıların Kartaca’yı imhası olduğunu belirtmişti. Bu çapta bir olayı, Henry Miller’de İzmir yangını ile ilgili olarak biraz basitleştirildi ve günümüz insanının belleğinden neredeyse silinip atıldı mealinde bir ifade ediyor. Bu değerlendirmeler ışığında hem Avrupa’da hem de Türkiye’de İzmir Yangını basitleştirme ve unutturma için siz neler söyleyebilirsiniz? Niye bu kamuoyu sessiz bu kadar?

Pelin Böke - 1917'de bir Selanik yangını vardır. 1917'de Selanik’te yaşayan Müslüman ve Yahudilerin oturduğu mahalleler yakılır ve oradaki insanlar kaçmak zorunda kalırlar. İzmir Yangını, 1917 Selanik Yangını'nın rövanşı olarak da okunabilir. 1917 ile 1922 arasında sadece 5 sene var. Dolayısıyla hatıralar çok canlı. Selanik de Atatürk'ün doğdu yer.  Atina'da Küçük Asya Araştırmaları Merkezi var. O arşivde de böyle sözlü tanıklıklar var İzmir Yangını ile ilgili. Bu konuda bu kadar sessiz olduklarını düşünmüyorum.  Garabet Haçeryan'ın da bu konu ile ilgili anıları var. Torunu Dora Sakayan dedesinin anılarını yayınladı, gerçi Sakayan’ın dipnotları, çok milliyetçi ve önyargılıydı. Ama Garabet Haçeryan, Ermeni cemaatinin bu yangını nasıl yaşadığına dair çok ciddi bilgiler veriyor.

Yurtsuz - Türkler?

Pelin Böke - Hangi alanda bir sessizlik varsa o alanın üstünün kapatıldığını düşünüyorum açıkçası. Ermeni meselesinde de, İzmir Yangını meselesinde de bu böyledir. İzmir Yangını'nın da üstü kapatılır resmi tarih yazımında. İşte kötü bir şeyler olmuş,bunu konuşmanın ne gereği var tarzında bir yaklaşım hakim. Hiç kuşkusuz bu bir savaştı ve savaşlar kanlı olaydır. Ancak hukuken bakıldığında Ermeniler de Rumlar da Osmanlı vatandaşıdır ve devletin koruması altında olmaları gerekir. Daha da önemlisi, Murat Belge’nin de vurguladığı gibi bu, her şeyden önce bir ahlak sorunudur. 

Yurtsuz - Türkiye Cumhuriyeti'nin elinde bulunan kaynakların durumu nasıl? Rahat araştırma yapabildiniz mi? Kaynak sayıları nasıl? O kaynaklar neler anlatıyor?

Pelin Böke - Suçun yazılı belgesi olmaz zaten. Biz sözlü tarih çalışmasını biraz da bunun için yaptık. Dolayısı ile insanların bellekleri bizim için belgeydi. Bu sübjektiftir kuşkusuz. Sözlü tarih yöntemi gazetecilikten farklı bir yöntem, soru tarzlarımız da farklı. Bir kişinin söylediğine bakarak karar vermedik. Aynı soruya, aynı cevaplar verildiğinde bunun doğru olabileceğini düşünüyoruz. Sözlü tarih yöntemini kullanarak çalıştığım için o ezberlerin dışında çok sayıda anlatı gördüm. Bizim resmi tarihimiz var elimizde. Resmi tarih, çok ciddi bir şekilde İzmir'i, Ermenilerin ve Rumların yaktığını söylüyor. Falih Rıfkı Atay'ı bunun dışında bırakarak bunu söylüyorum. Horton'un yazdıkları var. Daha sonra İzmir’de yayınlanan Le Levant gazetesinde Rumların İzmir'i yaktığına dair bir haber yayınlanıyor mesela. Resmi tezi savunanlar var, onun karşısında olanlar var. Ama en önemli kaynak Greskoviç'in raporudur. Ama bunun orjinalini görmemiz lazım.

Yurtsuz - Şeytanın avukatlığını yaparsak Rumların ve Ermenilerin malları sigortalıydı. Yangın çıktığı için hasarı devlet ödemek zorundadır, bu yüzden mesele kapandı desek, buna ne cevap verirsiniz?

Pelin Böke - Kapatılma nedenlerinden biri bu olabilir. Rumlar ve Ermeniler Osmanlı vatandaşıydı. Eğer birileri bu işten sorumlu olacaksa bundan Osmanlı'nın sorumlu olması gerekiyordu. Bir devlet, vatandaşının can ve mal güvenliğini savunmak zorundadır.

Yurtsuz - "Ayşe Hür, 500 bin Rum ve Ermeni nüfus var. 320 bini gemiler ile tahliye edildi. Geri kalanlar ise bir şekilde yaşamını yitirdi." diyor. Siz İzmir Yangını sayesinde Türkiye'nin, İzmir'deki gayrimüslimlerden kendiliğinden kurtulduğunu düşünüyor musunuz?

Pelin Böke - Ulus devlet inşası böyle birşeydir. Ulus devlet  farklılık istemez. Ulus devlet yaratılırken, başka renklere tahammül edilmez. Mesela bu anlamda 1923 Nüfus Mübadelesi de önemli bir role sahip. Aslında mübadele fikri ilk önce Venizelos'tan çıkmıştır. Daha sonra Anadolu Hareketi kazanılınca bu sefer mübadele isteyen taraf Mustafa Kemal oluyor. Bu da Anadolu’nun Türkleştirme politikasıdır. İzmir Yangını da böyle bir işleve sahip. Bir imparatorluktan ulus devlete geçiş çok sancılı oluyor bu yüzden  

Yurtsuz - Mustafa Kemal'in İzmir Yangını karşısıdaki tavrı, 30 Ocak 1939 tarihli Cumhuriyet gazetesine Salih Bozok'un ağzından şöyle bir iddiayla konuk oluyor: Latife hanıma yanan bir emlağı olup olmadığını soruyor. O da "Yoktur. İsterse hepsi yansın. Bu mesut günleri gören insanlar için malın kıymeti mi olur? İsterse hepsi yansın." diyor. M. Kemal Paşa da "Evet, yansın, yıkılsın!" diye cevap veriyor. Falih Rıfkı Atay da M. Kemal'in sakinlik ile izlediğini teyit ediyor. Mustafa Kemal'in sessizliğini neye bağlıyorsunuz?

Pelin Böke - Bu konuyu çok fazla dillendirmek istemediğini düşünüyorum. Biraz önce söz ettiğim gibi General Pele ile Kramer Palas’taki görüşmesinden sonra söyledikleri kuşkuya yer bırakmıyor. Sadece yangın değil, İzmir’deki gayrimüslim mallarının yağmalanması da söz konusu. Sözlü tarih çalışması sırasında da pek çok tanık, üç gün boyunca şehirde yağmanın sürdüğünü anlattı. Özellikle Eugenie Kokini ve Ferdinando Stano’nun, “yerliler” tarafından şehrin yağmalandığını ve soyulduğuna dair anlatıları son derece detaylı. 2006 yılında Tarih Vakfı tarafından yayınlanan “İzmir 1919-1922, Tanıklıklar” kitabımda bunların hepsine yer verdim.

Yurtsuz - İsmet Paşa'nın Hatıraları'nda "Yangın nerede başladı, kim başlattı bilmiyorum. İzmir'e girdiğimiz günlerin bende en acı hatırası yangındır. Bu yangınların sebepleri, büyük tarih hadiseleri içindeki sebeplerdir" diyor. İsmet Paşa sizce burada nereye işaret ediyor?

Pelin Böke - Muhtemelen 1890’lardan itibaren Balkanlardaki trajik durumdan söz ediyor. Bu bölgenin yavaş yavaş Osmanlı hakimiyetinden çıkması ile başlayan bu süreçte pek çok Müslüman da yerini yurdunu bırakıp Anadolu’ya kaçmak zorunda kalıyor orada güvenlikleri kalmadığı için. Yakın dönemde ise 1917 Selanik Yangını'na işaret ediyor olabilir. Ama bunlar da biraz politik söylemler. Çok net olmayan, muğlak konuşmalar. Aslına bakılırsa geçmişe vurgu yapmasında bir anlamda kendini haklı çıkarma isteği yatıyor ve bir itirafı içinde barındırıyor denebilir.Bu bağlamda İzmir Yangını'nı okursak, Balkanlarda yaşananlar ile 1917 Selanik yangınının bir rövanşı gibi görünüyor bu.

Yurtsuz - İzmir Yangınının kendisinden çok kimin yaktığı daha çok konuşuluyor. Bu o kadar önemli mi? Tarihçi olarak değerlendirirseniz kimin yaktığının ortaya çıkması nasıl sonuçlar yaratır?

Pelin Böke - İzmir'i kim yaktı sorusunu kesinlikle anlamlı bulmuyorum. Aslında kim söndürmedi diye sormak lazım. Öte yandan yangına tanıklık etmiş insanlar için de bu bir suç gibi algılanmamış hiç.

Yurtsuz - Kim söndürmedi?

Pelin Böke - Greskoviç'in raporunda yangını söndürmek istediğini ama söndürülemediği kaydediliyor. Sabotajların olduğu söyleniyor, kim tarafından yapıldığı belirtilmeksizin Ama bu yangının Türk ordusu tarafından söndürülmediğini söyleyebiliriz.

Neye dayanarak söylüyorsunuz bunu?

Pelin Böke - İzmir’in yanmış olmasına dayanarak.

Yurtsuz - Güçleri yetmemiştir belki?

Pelin Böke - Bu da mümkün, öyle bir kaos ortamında  halkı da askerleri de kontrol etmek ne kadar olası diye düşünmek gerekiyor kuşkusuz. Sonuçta biz orada değildik ve hiçbir şeyi gözlerimizle görmedik. Sadece yazılmış anılar ve sözlü tanık anlatıları var elimizde. Bu yüzden ancak çıkarımda bulunabiliriz. Ama kişisel fikrim bu yangını söndürmek konusunda Türk ordusunun bir çaba harcamadığı yönünde. Öyle olsaydı en az birkaç tanık bunun altını çizerdi diye düşünüyorum.

Yurtsuz - Yangına karıştığı iddia edilenler yargılandı mı peki? Tarih sayfalarında bu konu ile alakalı neler buldunuz?

Pelin Böke - Böyle bir yargılama olmadı.

Yurtsuz - 92 yıl geçmiş bir yangının üstüne konuşuyoruz. İnsanlar unutmuş, belleklerde yok. İzmir'de yaşayanlar, İzmir'i yaşayanlar neye kafa yormalı? Ne önerileriniz var?

Pelin Böke - "Denize döktük." söyleminden hoşlanmıyorum. Ne olursa olsun, insanlar öldü. Savaşın kutsanmasını ve güzellenmesini doğru bulmuyorum. Bir üniversitemizin adı 9 Eylül Üniversitesi. Ermenilerin katledilmesinde payı olan Talat Paşa'nın isminin caddelere ve sokaklara verilmesi bana son derece sorunlu geliyor. İzmirliler bu "Denize döktük." söyleminden vazgeçmeli. Bir yandan da "Biz onlar ile komşuyduk, iyi geçinirdik” söylemi var. Bu çok ciddi bir çelişki. Bu yangın keşke olmasaydı ve bu kadar insan ölmeseydi. Yangın ile deniz arasında sıkışmış insanları göz önüne getirin. Türk askerinin eline geçmesin diye ailelerini denizde boğanlar oldu. Bunu tanık anlatılarında gördük.

Yurtsuz - Yaptığınız bu araştırmalardan size ne sağladı kişisel olarak?

Pelin Böke - Ezberimiz bozuldu. Yıllar boyu tarih okurken, İzmir'i Anadolu Hareketi'nin baş kahramanı olarak görürdüm. "Savaş oradan başladı, kurtuluş da orada gerçekleşti" diye biliyorduk. Ama İzmir, Anadolu Hareketi’nden  3.5 yıl boyunca çok kopuk yaşamış. Öyle olmak zorunda kalmış. İşgal var, sansür var, kontrol var. Bu sözlü tarih çalışmasını yaparken neden İzmir’den Anadolu Hareketi’ne pek fazla katılım olmadı diye sorguladığımızda,  "Seferberliğe yani Çanakkale savaşına çok erkek gönderdik, erkek mi kaldı kızım?" demişti bana bir tanığım. Ellerinden bütün silahları alınmış, çaresiz kalmış ama bir yandan da Türk ordusunun gelişini heyecanla bekleyen bir halkın elinde ateşten başka ne var. Bunu anlamak her şeyi yeni bir gözle görmemi sağladı.

Yurtsuz - Teşekkür ederiz.

Röportaj: Uğur Şahin Umman

0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
Yorumlar...
Ayşe Günayu,17.9.2014 01:54:19
Sözlü tarihle tarih yazılmaz. Sadece ek insan hikayeleri sağlar. İzmir yangını için somut verilere bakmak lazım. Örneğin Falih Rıfkı Atay, Çankaya kitabının ilk baskısında (ya da baskılarında) İzmir yangınının Türk ordusu tarafından çıkarıldığını açıkça yazar. Sonraki baskılarından bu paragraf çıkarılmıştır. Bende kitabın ilk baskısı (ya da ilk baskılarından biri var) var. Evden uzaktayım, ama döndüğünde o sayfayı tarayıp isteyene iletebilirim.
Ayten Dirier,19.9.2014 00:22:24
İzmir'i İngilizler, Ermeni ve Rumlara yaktırdı! http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=643