Sendikacılık Ansiklopedisi’nde Tariş Olayları Tariş Direnişi
18.1.2011 14:59:26

TARİŞ İPLİK FABRİKASI OLAYLARI, 1975

İzmir Çiğli'deki Tariş İplik Fabrikası'nda Ağustos 1975'te başlayan iş bırakma eylemi ve 10 Aralık'ta meydana gelen olaylar.
 
İşverenin, 7 arkadaşlarının işlerine sendi­kal nedenlerle son verdiğini öne süren 650 iş­çi üretimi durdurdu.
DİSK'e bağlı Tekstil ile Türk-İş'e bağlı Teksif sendikalarının örgütlü olduğu fabrika­da son bir ayda 50 Tekstil üyesinin işten çıka­rıldığını belirten işçiler, arkadaşları geri döne­ne kadar eylemlerini sürdüreceklerini açık­ladılar. Eylemin başlaması üzerine güvenlik güçleri ayrı sendikalara üye işçiler arasında olay çıkmaması için önlemler aldı. Fabrika önünde çadırlar kurarak eylemlerini sürdü­ren işçiler, işyerinde sadece 27 Teksif üye­sinin bulunduğunu ileri sürerek, buna rağmen yetkili sendikanın hâlâ belirlenmediğini söyle­diler. İşçiler ayrıca, bazı arkadaşlarının Tek­sif üyeleri tarafından silahla tehdit edildiğini iddia ederek, bu arkadaşlarının can güvenliği­nin sağlanmasını istediler. Direnişçi işçiler işvereni de suçlayarak, Teksif Sendikası'na üye olmadıkları takdirde işten atılmakla teh­dit edildiklerini belirttiler.
 
1 Eylül'de Tariş Genel Müdürü Orhan Daut, eylemin sürdüğü bölümde, deneme ça­lışması yapıldığı gerekçesiyle üretimin durdu­rulduğunu ve çalışanların tümünün ücretli izinli sayıldığını bildirdi, işçiler, yönetimin üc­retli izin kararına karşın fabrikanın önünden ayrılmadılar. Sürekli siyasi çekişmelere sahne olan işyerindeki gelişmeler üzerine bir açıkla­ma yapan CHP İzmir Milletvekili Yüksel Çakmur, yapılanın gizli bir lokavt olduğunu öne sürerek, genel müdürün aldığı üretimim dur­durma kararının ardında 700 işçinin tasfiyesi­nin yattığını ve yönetimin davranışının işçile­rin sendikal örgütlenmesine karşı partizanca bir kaba kuvvet gösterisi olduğunu söyledi.
 
Eylem yapan işçilerin üyesi olduğu Teks­til Sendikası İzmir Şube Başkanı Meftun Uyulgan da, eylem başladığından beri birçok kuru­luştan destek gördüklerini ve eylemci işçile­rin tüm gereksinimlerinin karşılandığını açık­ladı. Uyulgan, ayrıca birkaç gün sonra genel merkezden yetkili kişilerin geleceğini ve bir­çok konuda kesin kararın o zaman verilece­ğini de belirtti.
 
Bu arada Bölge Çalışma Müdürlüğü fabri­kadaki yetkili sendikanın Teksif olduğuna iliş­kin bir karar aldı. Bölge Çalışma Müdürlüğü'nün bu kararına karşı Tekstil Sendikası üyeleri de iş mahkemesine başvurdular. Mah­kemece yapılan soruşturma sonunda başvu­runun yerinde olduğunun saptanması üzerine Teksiften alınan yetki Tekstil'e verildi.
Üretimi durdurulan fabrika, iki ay aradan sonra 27 Ekim'de yeniden faaliyete geçti. An­cak işbaşı yapan işçiler, fabrikaya 200 yeni işçinin alındığını gördüler. Bu duruma tepki gösteren işçiler, işe yeni alınan kişilerin işçi­likle ilişkilerinin olmadığını, fabrika içinde bel­lerinde silahlarla gezdiklerini ve üretime kat­kısı olmayan yerlerde çalışır göründüklerini öne sürdüler.
Fabrikadaki gerilim sürerken, 10 Ara­lık'ta, daha sonra işe alınan grubun Tekstil Sendikası üyesi bir grup işçiye zincir, sopa ve tabancalarla saldırması üzerine çatışma çıktı. Olayda 3'ü ağır olmak üzere 30 işçi ya­ralandı, 30'a yakın işçi de polis tarafından gö­zaltına alındı. Olaylar nedeniyle fabrika bir hafta süreyle tatil edildi. 18 Aralık'ta fabrika yeniden açıldı. Ancak makinelerin başına ge­çen işçiler, olayları protesto amacıyla çalış­madılar. Daha sonraki günlerde MHP eğilim­li "ülkücü komando"lar oldukları öne sürüİen grup, fabrika kapılarını tutarak işçileri içeri sokmamaya başladı. Tariş Genel Müdürlüğü ise, fabrikaya giremeyen 200 den fazla işçi­nin iş akitlerini "izinsiz ve mazeretsiz" ola­rak işe gelmedikleri gerekçesiyle feshetti. Bu işçilerin yerine MHP eğilimli oldukları öne sü­rülen başka işçiler alındı.
Olaylar sırasında gözaltına alınan işçilerin bir bölümü daha sonra izmir DGM'ye sevk edildi. DGM'de yargılanan işçiler mahkeme ifa­delerinde Tariş İplik Fabrikası'ndaki duruma ilişkin bazı iddialar öne sürdüler, işçilerden birinin ifadesi şöyleydi: "Bu kişiler Elazığ, An­kara, Sivas, Maraş ve Kırıkkale gibi yerlerden gelmişler. Birbirlerine çavuş, onbaşı ve assubay diye hitap ediyorlardı. Şu anda sayıları 300'e yakındır. Teksif Sendikası aradan çekilmiştir. MİSK'İ örgütlemeye çalışıyorlar. Komando adı verilen bu kişilerin sayıları her gün artıyor."
İşçiler mahkeme sırasında, olay günü her şeyin daha önceden planlandığını ve vardi­yaların ona göre ayarlandığını; olay yerine 45 dakika sonra gelen polisin tabancalı ve bı­çaklı komandolara dokunmadığını, Teksif üyelerinin de bu kişilere yardım ettiğini id­dia ettiler. Başka bir iddiaya göre de, olay­dan bir gün sonra SSK Tepecik Hastanesi'ne hastabakıcı elbiseleri giyerek baskın yapan bir grup komandonun burada yatan yaralı işçi­leri dövmek istediği öne sürüldü.
 
TARİŞ ÜZÜM FABRİKASI İŞ BIRAKMA EYLEMİ, 1975
 
İzmir'de bulunan Tariş Üzüm Fabrika­sında 21 Eylül 1975'te başlayan iş bırakma eylemi.
İşletmede çalışan 40 işçinin işlerine si­yasi nedenlerle son verildiğini öne süren 400 işçi iş bıraktı. İşçiler, çıkartılanların yerine ya­sal olarak 6 ay süreyle kimsenin alınmaması gerekirken daha çok sayıda işçi alındığını ve bu işçilerin Ülkü Ocaklı olduklarını iddia etti­ler. İşletmede sindirme politikası izlendiğini de belirten işçiler, devrimci işçilerin baskı altında tutulduğunu söylediler.
 
İşlerine son verilen 40 işçiden 29'u, 22 Eylül'de fabrika önünde bir basın toplantısı düzenledi. Ancak bu basın toplantısına müda­hale eden polis, aralarında TSİP izmir il Baş­kanı ve Devrimci Gençler Birliği izmir Şube Başkanı'nın da bulunduğu 29 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar savcılıkça izmir DGM'ye sevk edildiler. DGM tarafından nö­betçi savcılığa gönderilen 29 kişi "durum tet­kiki" yapıldıktan sonra serbest bırakıldı.
 
22 Eylül'de bir kısım işçinin daha işlerine son verildi. İşçiler aynı gün Çanakkale'deki San­cak Tül Fabrikası kampından getirilen 60 kadar 'komandonun" fabrikaya sokulduğunu ve içe­ride mahsur bulunan 18 erkek ve 25 kadın iş-;i üzerinde baskı uygulandığını öne sürdüler.
 
Daha önce Türk-İş'e bağlı Tekgıda-İş Sendikası'na üye olan işçiler, sorunlarıyla ilgilenmediği gerekçesiyle bu sendikadan ayrılmaya başladılar. Fabrika önüne noter getiren işçiler, bağımsız Besin-iş Sendikası'na ka­ldılar. Fabrika önünde toplanan işçiler ay­ıca, işyerindeki "komandoların" dışarı çıka­rmamaları halinde içeri zorla gireceklerini de söylediler. 23 Eylül sabahı, Bornova'daki 2 no'lu üzüm işletmesi işçileri de eyleme katıldı, ancak eylem işveren baskısıyla kırıldı.
 
25 Eylül'de fabrikaya gelen polis, İngiltere'ye gönderilecek olan 900 ton kuru üzü­lün limana nakledilmesini engelleyen işçilerden işyerini terk etmelerini istedi. Buna kar-ı çıkan işçilerle polis arasında çatışma çıktı. Uzun süre devam eden çatışmada iki taraftan a çok sayıda insan yaralandı, bazı basın mensupları dövüldü. Çatışma nedeniyle polisçe gözaltına alınan 25 işçi, daha sonra mahke­me tarafından serbest bırakıldı.
 
TARİŞ YAĞ KOMBİNASI GREVLERİ, 1977
İzmir'deki Tariş Yağ Kombinası'nda 24 Ha­ziran ve 4 Temmuz I977'de başlayan grevler.
DİSK'e bağlı Gıda-iş Sendikası'na üye 1.082 işçi toplusözleşme uyuşmazlığı nede­niyle greve gitti. 29 Haziran'da ise, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri ile sendika arasın­da bir protokol imzalanması üzerine grev durdu. Ancak, imzalanan protokoldeki koşul­ların işveren tarafından uygulanmaması üzeri­ne 4 Temmuz'da işçiler bu kez "hak grevi­ne" gittiler. Orhan Daut'un Tariş Genel Mü­dürlüğü görevinden alınarak yerine İsmail Er-tan'ın atanmasının ardından anlaşmaya varan taraflar 21 Temmuz'da bir toplu iş sözleşme­si imzaladılar. Bu sözleşmeyle işçilerin günlük ücretlerine birinci yıl 45 lira, ikinci yıl 43,5 lira zam yapılırken, her yıl için 3 maaş ikrami­ye verilmesi de hükme bağlandı.
 
TARİŞ OLAYLARI, 1980
İzmir'de Tariş'e (İzmir İncir Üzüm Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Bir­liği) bağlı işletmelerde 22 Ocak I980'de baş­layan ve tüm şehre yayılan olaylar)
 
Tariş'in yönetimi, yasaya göre, siyasi ik­tidarın denetimindeydi. Tariş ve diğer koope­ratif birliklerinin genel kurullarında alınan ka­rarların uygulanması Ticaret Bakanlığı'nın onayına bağlıydı. Genel müdür ve müdürler de hükümetçe atanıyordu. Bu durum, ikti­dar değişiklikleri sırasında, yeni hükümetlerin işletmeye kendi paralellerinde bir yönetim ataması ve işletmelerde kendi siyasi eğilimin­den işçileri çalıştırmak istemesi nedeniyle bü­yük gerilimlere, kimi zaman da çatışmalara yol açıyordu. Tariş'te, 1975 yılında da, aynı nedenden dolayı çeşitli olaylar yaşanmıştı.
 
1979'daki hükümet değişikliğinin ardın­dan, yeni hükümetin Tariş Genel Müdürlüğü'ne İsmail Gürün'ü getirmesi kuruluşa bağ­lı işletmelerde büyük gerilime yol açtı. Yeni yönetimin daha önceki dönemde işe alınmış işçileri tasfiye ederek yerlerine sağ görüşlü ki­şileri almak istemesi Tariş işyerlerinde örgüt­lü DİSK'e bağlı sendikaların ve işçilerin tep­kilerine neden oldu. Tariş'e bağlı işletmeler­den çıkartılacak işçilerin yerine Yozgat, Er­zurum, Kayseri, Adana, Malatya, Maraş gibi bölgelerden getirilen ve adları çeşitli şiddet olaylarına karışmış kişilerin alınacağına ilişkin bilgiler, tepkileri daha da arttırıyordu.
 
Güvenlik güçlerinin, 22 Ocak sabahı, ara­ma yapmak gerekçesiyle tüm işletmelere ay­nı saatte girmesi işçilerin protestolarına ne­den oldu. Arama yapılmak istenen Çiğli İplik Fabrikası, Zeytinyağı Kombinası ve üzüm iş­letmelerine zorla girmek istenmesi üzerine polisle işçiler arasında çatışma çıktı. Zeytin­yağı kombinası girişinde bekçiler polise ara­ma izni sordu. İşçilerin müdahalesi üzerine çı­kan olaylarda 5 işçi ve I polis yaralandı, 100 işçi gözaltına alındı.
 
Tariş Üzüm İşletmesi'nde arama yapan polis, üzerlerinden tabanca çıktığı öne sürülen 2 işçiyi gözaltına aldı. Görgü tanıkları tabanca­ları işyerine polisin soktuğunu iddia ettiler.
 
2.000 işçinin çalıştığı Çiğli iplik Fabrika­sı'nda da arama nedeniyle çatışma çıktı. Polis ve jandarmanın sabah saatlerinde fabrikayı kuşata­rak içeri girmesi üzerine, makine bölümünde başlayan ve 6 saat süren bir çatışmanın ardın­dan güvenlik güçleri fabrikayı terk ettiler. Fabrikadan dönen polislere Çiğli kavşağında ateş açılması nedeniyle 3 polis yaralanırken Çimentepe ve Cumhuriyet mahallerinde geniş çapta aramalar yapıldı. Foça'dan getirilen komando birlikleri her iki mahallede de mevzilendi.
 
Polis ve jandarmanın operasyonu üzeri­ne Tariş'e bağlı işletmelerde çalışan işçiler iş bırakma eylemine başlayarak üretimi dur­durdular. Tariş işçilerinin eylemleri İzmir'de­ki diğer işyerlerinde çalışan işçiler ve Ege Üni­versitesi öğrencileri tarafından da destek­lendi. Gültepe Belediyesi'nde çalışan 260 iş­çinin yanı sıra Çamdibi, Altındağ ve Balçova'da da belediye işçileri iş bıraktı. Bir grup üniversite öğrencisi Ankara- İzmir Karayolu'nu keserek lastik yaktı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi çalışanları da iş bıra­karak olayları protesto ettiler.
 
Hükümetin ve güvenlik güçlerinin tutu­muna tepki gösteren DİSK 3. Bölge Temsilci­si Saim Akbulut, "Bütün gözler Tariş işyer­lerine çevrilmelidir. Tariş işyerlerinde son si­yasal değişiklikten sonra tırmandırılan olaylar bugün yeni bir aşamaya vardırılmıştır. Bin­lerce polis ve jandarmanın tüm Tariş işyer­lerinde arama adı altında giriştikleri operas­yon sonucu şu ana kadar yüzlerce işçi yara­lanmış ve tüm Tariş işyerlerinde üretim dur­muştur. Kolluk kuvvetlerinin olayları tırman­dıran tutumu halen sürmektedir. Bugüne ka­dar bu konuda siyasal iktidarın tavırları açık­lanmış ve DİSK Genel Merkezi tarafından Cumhurbaşkanına kadar durumun iletilmiş olmasına rağmen bugün Tariş işyerlerinde ge­lişen olaylar, siyasi iktidarın genelde tüm iş­yerlerinde, özelde Tarım Satış Kooperatif­leri Birlikleri'nde çalışan işçilere karşı saldır­gan tavrının açık bir kanıtıdır. Tarım Satış Ko­operatifleri Birlikleri'ni kendi siyasi çiftlikleri gibi gören anlayış bugün Tariş işyerlerini ka­na bulamıştır" açıklamasını yaptı.
 
23 Ocak'ta DİSK 3. Bölge temsilciliği ve bağlı sendikaların temsilcileri Tariş Genel Müdürü İsmail Gürün'le görüşerek işçi çıka­rılmamasını, provokasyonlara girişilmemesi­ni, partizanca tutumlardan vazgeçilmesini ve emeğe değer verilmesini istediler. Genel Mü­dür Gürün olayların kendi dışında cereyan et­tiğini öne sürerek bundan böyle kimsenin işi­ne son verilmeyeceğini söyledi.
 
Gürün'ün bu açıklamalarına karşın işyer­lerine yapılan baskının Genel Müdür tarafın­dan önceden planlandığı ve operasyon sıra­sında sağ görüşlü militanların içeri sızdırılmak istendiği öne sürülmekteydi.
 
Bu arada yeni Tariş yönetimi Türk-İş'e ve MİSK'e bağlı sendikalarla da ilişki kurmak is­temiş, ancak bu sendikalar, yöneticileri ikili oynamakla suçlayarak, işyerleri DİSK'li mili-' tanlardan arındırılmadıkça buralara girme­yeceklerini açıklamışlardı.
Tariş yönetimiyle sendikalar arasında gö­rüşmelerin yapıldığı 23 Ocak günü İzmir'de olaylar meydana geldi. Tariş olaylarını protes­to eden binlerce üniversite öğrencisinin İzmir-Ankara yolunu kesmesinin ardından, jan­darma ve polis olaya müdahale etti, çok sa­yıda öğrenci yaralandı ve gözaltına alındı. Gü­venlik güçlerinin izinsiz olarak üniversite ala­nına girmesinden sonra Sosyal Bilimler Fakül­tesinde toplanan 200'e yakın öğrenciyle po­lis arasında meydana gelen 4,5 saatlik çatış­mada binaya giren polis öğrencileri döverek gözaltına aldı. Olaylarda 3 jandarma, 3 polis ve 70 öğrenci yaralandı.
 
25 Ocak'ta İzmir'de DİSK'e bağlı sendikalara üye işçiler olayları protesto etmek için saat 11-13 arasında iş bırakma eylemi yaptılar.
22 Ocak'ta başlayan iş bırakma eylemi sürerken, Tariş Genel Müdürü İsmail Gürün, 25 Ocak'ta işçilerin işbaşı yapmamaları ha­linde iş akitlerinin feshedileceğini bildirdi.
 
26 Ocak'ta DİSK'in İzmir'de düzenlediği Demokrasi Yürüyüş ve Mitingi'ne binlerce kişi katıldı.
 
Tariş'te iş bırakan işçiler, DİSK Yürütme Kurulu'nun aldığı direnişe son verme kararı­nın ardından 30 Ocak'ta kapılardaki barikatla­rı kaldırarak 31 Ocak'ta işbaşı yaptılar.
 
6 Şubat'ta Ticaret Bakanlığı'nca alınan karar uyarınca Tariş Genel Müdürlüğü bazı gazetelere verdiği ilanlarla, tüm işletmele­rin I hafta süreyle kapatıldığını, bu kararla eyleme katılan işçilerin saptanması ve hasa­rın onarılmasının amaçlandığını bildirdi. Tariş Genel Müdürlüğü'nün ilanlarında tüm işçi­lerin iş akitlerinin feshedildiği; hasar tespitin­den sonra normal üretime geçileceği; eyleme katılmadıklarını kanıtlayan işçilerin yeniden işe alınacağı belirtiliyordu.
 
Bakanlık tarafından alınan ve genel mü­dürlük tarafından uygulanmak istenen kapat­ma kararına karşın işçiler işyerlerini terk et­meyerek üretimi sürdürdüler. Karar doğrultuşunda I, 2 ve 3 No'lu hizmet binaları me­murlarca boşaltıldı. Bu arada Taper-İş üyesi 100 büro memurunun işlerine son verildi.
 
DİSK Örgütlenme Dairesi Başkanı ve Ta­rım Satış Kooperatifleri Birlikleri Ortak Dav­ranış Komiteleri Başkanı Tuncer Kocamanoğlu kararı eleştirerek, "Kolluk kuvvetleri­nin baskını ile meydana gelen hasar ve üretim aksama işçilerin özverili çalışmaları ile gideril­mişken genel müdürün işyerlerinde üretime ara verileceği açıklaması, siyasi iktidarın Tariş'i üretim yapmayan, ancak faşist cina­yet şebekelerinin saldırı üssü olan bir kuruluş haline getirme isteğinin tartışılamayacak açık­lıkta ortaya konmasından başka bir anlam ta­şımamaktadır" dedi.
 
DİSK'e bağlı Gıda-iş, Tekstil ve Maden-iş yetkilileri de kararı tanımadıklarını bildirdiler. Bu arada Tariş Zeytinyağı Birliği yöneticileri de karara katılmadıklarını ve genel müdür­lüğün önerilerini reddettiklerini açıkladılar.
 
Gelişmeler sürerken üzüm işletmesinde çalışan 80 işçinin çıkışları yapıldı. Bu arada Ta­riş Pamuk Birliği denetçiliğine MHP eğilimli bir gazeteci getirildi.
 
Gazetelerde yayımlanan ilanın ardından 7 Şubat'ta 3.000'e yakın işçinin çıkışı verildi. Ay­nı gün bazı işletmeler polis tarafından boşal­tıldı. Alsancak'taki üzüm işletmesinin boşaltıl­ması sırasında çatışma çıktı. Gaz dökerek caddeyi ateşe veren işçilerden 600'ü gözal­tına alınırken 50 işçi de yaralandı. Gözaltına alınan işçiler Atatürk Stadyumu'na götürüldü. 2 ve 3 No'lu hizmet binalarını da boşaltan po­lis 16.30'da panzerlerle Pamukyağı Kombinası'nı kuşattı. İşçiler direniş göstermeden kom­binayı boşalttılar. Polis daha sonra da incir depolama, incir işletmesi, alkol işletmesi ve tamir atölyelerini boşalttı.
 
Gelişmeler sürerken Genel Müdür Gü­rün, Çiğli iplik Fabrikası ve Üzüm İşletmesi müdürleriyle 9 yöneticiyi görevden aldı. Üzüm işletmesinden çıkışları yapılan işçi sayı­sı 500'ü buldu.
 

İşten çıkarmalar sürerken bir açıklama yapan DİSK 3. Bölge Temsilcisi, sağ görüşlü 1.300 kişinin genel müdürlükte işe başladığı­nı; bunların MHP yöneticilerince AP İzmir Merkez ilçesi'ne gönderilen ve buradan aldık­ları yazılarla işbaşı yapan kişiler olduklarını öne sürdü.

Aynı gün Zeytinyağı Kombinası'nda ince­leme yapan İzmir Ticaret Mahkemesi hâkim­leri bir zarar ve ziyanın olmadığını tespit etti­ler. Mahkeme 980/62 No'lu kararla işyeri­nin kapatılması veya tatile sokulması duru­munda yasadışı lokavtın doğacağını belirtti.
 
8 Şubat'ta İzmir'de DİSK'e bağlı sendi­kalara üye 55.000 işçi I günlük iş bırakma ey­lemi yaptı. Bankalar, fabrikalar ve otobüsler çalışmadı.
 
Aynı gün, daha önce boşaltılan Pamuk­yağı Kombinası ve Bornova'daki 2 No'lu Üzüm İşletmesi, işçiler ve öğrenciler tara­fından işgal edildi, öğrencilerle polis arasın­da silahlı çatışma çıktı. Çiğli İplik Fabrikası'nda 1.500 işçi fabrika kapılarını kapayarak bari­kat kurdu. Çiğli girişindeki Çimentepe ge­cekondu mahallesinde ise halk sokak girişle­rinde barikatlar kurarak mahalleye girişi en­gelledi. Çimentepe ve Cumhuriyet mahalle­lerinden çok sayıda kişi silahlarıyla fabrikaya gelerek direnişe katıldı.
 
Aynı gün fabrikayı boşaltmak için hareke­te geçen güvenlik güçleri ile işçileri destek­lemek için toplanmış kişiler ve işçilerden oluşan grup arasında uzun menzilli silahların da kullanıldığı bir çatışma çıktı. Çatışmada çok sayıda işçi ve polis yaralandı. Fabrika Fo­ça'dan getirilen güvenlik güçlerince sarıldı. İş­çiler 5 saat süren bir görüşmenin ardından fabrikayı teslim etmeyeceklerini açıkladılar ve basın mensuplarına bir açıklama yaparak, "Fabrikadan çıkmayacağız. Tariş Genel Mü­dürü bizleri gazetelere verdiği ilanla suçlu göstermiş ve iş akitlerimizi iptal etmiştir. Bu durum karşısında bizim yapacağımız, daha doğrusu tek seçeneğimiz fabrikayı terk etme­mektir" dediler. Çiğli'deki pamuk depolama tesislerinin kapılarını tutarak direnen işçiler­le polis arasında çatışma çıktı. Polis zorla iş­yerine girdi. Olayda 2'si polis 7 kişi yaralandı.
 
Tariş işyerlerinde başlayan olaylar gide­rek İzmir'in çeşitli semtlerine, özellikle de şehrin gecekondu mahallelerine yayılmaya başlamıştı. Gültepe'de olayları protesto eden ve işçileri destekleyen topluluklar yürüyüşe geçti; esnaf kepenklerini indirdi. Eylem sırasın­da I polis silahla yaralandı. Bunun üzerine ola­ya müdahale eden güvenlik güçleri, gözaltına aldıkları I00 kişiyi Atatürk Stadyumu'na gö­türdü. Gözaltına alınan Gültepe Belediye Baş­kanı Aydın Erten polis tarafından dövülerek ağır yaralandı ve hastaneye kaldırıldı.
 
Olaylar sürerken bir açıklama yapan CHP'li eski Ticaret Bakanı Teoman Köprülü­ler, Tariş, Çukobirlik ve Antbirlik'te oynanan oyunları ortaya koymak için bir dizi açıkla­ma yaptıklarını, bu kuruluşlara faşistlerin yerleştirilmek istendiğini söyledi.
 
Olaylar 9 Şubat'ta da sürdü. Bu arada Tariş'ten çıkarılan işçilerin sayısı 5.000'i bulmuştu.
 
10 Şubat'ta Çiğli İplik Fabrikası'ndaki işga­li kırmaya giden polis panzerlerine ve Toplum Polisi ekiplerine Çimentepe mahallesinde yay­lım ateşi açıldı. I00 kadar maskeli kişinin uzun namlulu silahlarla açtığı ateşe polis de karşı­lık verdi. Bunun üzerine maskeli kişiler tepe­lere doğru çekildiler. Bu olayın ardından po­lis mahallede operasyona girişti. Operasyon sırasında kadın ve çocuklardan oluşan kalaba­lık bir grup güvenlik güçlerine engel olmak istedi. Topluluk su sıkılarak dağıtıldı.
 
1.000'den fazla jandarmayla takviye edi­len polis güçleri fabrikaya giden yolda Korting Fabrikası önünde büyük bir barikatla karşılaş­tı. Burada da 3-4 dakika süren bir çatışma oldu. Daha sonra Çimentepe sırtlarında mevzilenen 400-500 kişilik bir grup polisle çatış­tı. Grup daha sonra yollara barikatlar kurarak fabrikaya çekildi. Barikatları aşan güvenlik güçleri, sonunda fabrikaya ulaştı. Bu sırada Çimentepe'de büyük bir operasyon yapıldı, tüm evler arandı ve 500 kişi gözaltına alındı.
 
Çiğli'deki pamuk depolarına ulaşan gü­venlik güçleri buradaki barikatları yıkarak, işçileri dışarı çıkardı. Operasyon havanın ka­rarması nedeniyle fabrika önünde durdurul­du. Aynı saatlerde Konak, İkiçeşmelik ve Güzelyalı'da protesto gösterileri yapıldı; Gültepe'de polisle göstericiler arasında silahlı çatış­ma çıktı. Bu arada bir açıklama yapan CHP İz­mir Milletvekili Süleyman Genç, Gültepe Be­lediye Başkanı Aydın Erten'e işkence yapıl­dığını öne sürdü.
 
Olaylar 11 Şubat'ta daha büyük boyutlara ulaştı. AP İzmir il binasını basan bir grup, bina­yı bombaladı. Ege Üniversitesi ile Ankara'da-ki ODTU'de öğrenciler dersleri boykot etti. MİSK temsilciliğine ateş açıldı. 2 benzin is­tasyonu saldırıya uğradı. Çiğli'deki pamuk de­polarının yakınındaki yola pamuk balyalarıyla barikat kurularak balyalar ateşe verildi. Bari­kat daha sonra greyderlerle açıldı. Operasyo­na sadece jandarma komandoları katıldı.
 
Olaylar gece de sürdü. Bayraklı semtin­de gösteriler yapıldı. Bayraklı ve Karşıyaka'da elektrikler kesildi, 2 banliyö treni durduruldu. Bu arada İstanbul ve Ankara'da da olayları protesto etmek için gösteriler düzenlendi.
 
DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk, 11 Şubat'ta Cumhurbaşkanı, Genel Kurmay Başkanı ve Meclis Başkanı'na birer telgraf gönderdi. Baştürk, siyasi iktidarın anayasa ve toplusözleşmeleri yok sayarak giriştiği uy­gulamalarla hukuk ve anayasa düzenini tartış­ma konusu yaptığını belirterek, siyasi iktida­rın anayasa ve yasalar çerçevesinde davran­masının sağlanmasının istiyordu.
 
13 Şubat'ta Tariş'in bazı bölümleri polis nezaretinde açıldı, ancak işçilerin çoğu işbaşı yapmadı. Sadece bekçi olarak işe alınan MHP eğilimli kişiler işbaşı yaptılar. Gıda-iş Genel Sekreteri Sait Aydoğmuş yaptığı açıklamada, işçilerin, Çiğli İplik Fabrikası işçileri ile daya­nışma ve kıyımları protesto amacıyla tezgâh başında oturmalarına karşın çalışmadıklarını söyledi. Aynı gün Tariş'ten çıkartılan bir grup işçi vilayet önünde slogan atarak protesto gösterisi yaptı. Bu arada Çiğli iplik Fabrikası'ndaki gergin bekleyiş de sürüyordu.
 
14 Şubat'ta güvenlik güçleri Çiğli İplik Fabrikası'ndaki işgali kırmak amacıyla büyük bir operasyona girişti. Operasyona 10.000 jandarma komandosu ve piyade askerinin ya­nı sıra çok sayıda polis, helikopter ve keşif uçakları katıldı.
 
Operasyonu yöneten İzmir il Jandarma Komutanı Albay Baha Metin'le işçi temsil­cileri arasında yapılan görüşme sonuçsuz kaldı. İşçiler fabrikayı terk etmeyeceklerini söylediler.
 
Saat 11'de harekete geçen polis 15 da­kika süren bir çatışma sonucu panzerlerle ka­pıları kırarak fabrika bahçesine girdi. Polisin fabrikanın boşaltılması için yaptığı çağrının ar­dından 1.000 kadar işçi fabrikadan çıkarak teslim oldu.
 
Saat 15.05'te operasyonun 2. aşaması baş­latıldı. 4 koldan sürdürülen operasyonda polis demir kapıları panzer ve diğer zırhlı araçlarla kırarak fabrikaya girdi. 500-600 işçi pamuk bal­yalarıyla oluşturulan barikatı ateşe vererek polisin fabrikaya girmesini engellemeye çalıştı. Fabrikanın çatısından da polise ateş açıldı. Bu sırada bir jandarma eri yaralandı.
 
Saat I6'da duruma hâkim olan polis ve asker 1.500 kadar kadın ve erkek işçiyi gözal­tına aldı. Daha sonra kadın ve yaşlı işçiler ser­best bırakıldı; erkekler Karşıyaka Spor Salonu'na götürüldü.
 
Fabrikanın boşaltılmasının ardından Çiğli'nin çeşitli mahallelerinde çatışmalar başladı. Çimentepe'de yüzleri maskeli kişilerle polis arasında silahlı çatışma çıktı. Çatışma sıra­sında denetim yapan polis helikopterine uzun menzilli silahlarla ateş açıldığı öne sürüldü.
Çimentepe girişi barikatlarla kapatıldı. Aynı gün İzmir'in çeşitli semtlerinde çatışmalar ol­du, protesto gösterileri yapıldı. Gültepe'de ki olaylarda 1 öğretmen öldü.
 
Olaylar devam ederken DİSK'e bağlı sen­dikalar İzmir'de 2 günlük greve gittiler. Aşa­malı olarak uygulanan greve 50.000 işçi ka­tıldı. Grev Tariş Zeytinyağı Kombinası'nda başladı. Bank-Sen örgütlü olduğu bankalarda, Tekstil Sümerbank'ta, Maden-İş Etap Maki­ne Sanayii'nde, Gıda-İş Turyağ, SEK ve un fab­rikalarında, Genel-iş de öğleden sonra bele­diye işyerlerinde iş bıraktı. Greve daha sonra çevre belediyelerde çalışan işçiler de katıldı.
 
Türk-İş'e bağlı Tekgıda-iş'in örgütlü oldu­ğu Tekel Sigara Fabrikası ve Şarap İşletme-si'nde çalışan işçiler de eyleme katıldı. Ali­ağa Rafinerisi'nde de üretim durdu.
 
2 gün süreceği belirtilen grev bu süre dolmadan 15 Şubat günü saat 12.30'da sona erdirildi ve işçiler işbaşı yaptı.
Aynı gün polis, girişleri barikatlarla ka­patılmış olan Çimentepe'yi kuşattı. Polisin panzerlerle barikatları aşmak istemesi üze­rine çatışma çıktı. Geri çekilen polis daha sonra yeniden barikatları aşmayı denedi. Ça­tışmalar sürerken halk mahallenin bütün so­kaklarında barikatlar kurdu. Büyük bir jandar­ma gücünün desteğinde harekete geçen polis sonunda mahalleye girdi. Bütün evler aran­dı, çok sayıda kişi gözaltına alındı.
 
Çimentepe olayları devam ederken Gül-tepe'de, Belediye Başkanı Aydın Eren'in öldü­ğü haberinin yayılması üzerine sokaklarda ba­rikatlar kurulmaya başlandı. Polis Gültepe'ye yönelik bir-gece operasyonu girişiminde bu­lunurken sağ görüşlü bazı gruplar da çevrede terör havası estirmeye başladılar. Bu kişiler sol görüşlü kişilerin oturduğu bir evi basa­rak 2 kişiyi yaraladılar. Bir başka grup ise İs­kender Gül adlı öğretmeni öldürdü.
 
16 Şubat'ta Gültepe'ye girmek isteyen polis direnişle karşılaştı. İlk çatışmada 3 po­lis ölürken, 17 polis, 2 er ve halktan 100 ki­şi yaralandı. Daha sonra jandarma koman­dolarının desteğinde yeniden harekete geçen polis 17 Şubat'ta 9 saatlik bir operasyondan sonra mahallede denetimi sağladı. Gültepe'de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Tüm evler bo­şaltılarak arandı ve 700 kişi gözaltına alındı.
 
18 Şubat'ta Tariş Pamukyağı Kombinası'yla I ve 2 No'lu üzüm işletmeleri, polis ve jandarma nezaretinde açıldı. Üzüm işletmele­rinde iş akitleri feshedilen işçilerin yanı sıra diğer işçiler de içeri alınmadılar. Üzüm ve pa­mukyağı işletmelerine MHP eğilimli 800 işçi alındı. Bornova'daki 2 No'lu üzüm işletmesin­de çalışan işçiler içeri girdiler, ancak üreti­me başlamadılar. İncir, alkol ve kolonya işlet­melerinde de üretim yapılmadı.
 
Daha önce eylemlere katılmayan işçilerin işe alınacağının söylenmesine karşın, bu işçi­lerin bir bölümü işe alınmadı. Raporlu olan ve hastanelerde yatan 300 işçinin de işlerine son verildi. 1.200 işçi ve memur kooperatiflere atandı, işlerine son verilenlere tazminat ödenmedi. Çiğli İplik Fabrikası işçilerinin iş akitleri askıya alındı.
 
Olayların sona ermesinin ardından Tariş yönetimi tarafından hazırlanan kara listeler özel sektör işyerlerine gönderildi. Kendile­rine iş verilmemesi istenenler arasında bazı üst düzey yöneticiler de vardı.
 
20 Şubat 1980'de Tariş işyerlerinde üre­time yeniden başlandı. Tariş olaylarında, dö­nemin sağ ve sol siyasal güçlerinin sol için­deki çok çeşitli fraksiyonların tümü kendi kimlik ve yöntemleriyle yer almışlardı. Çeşit­li sol kesimlerin etkin olduğu gecekondu semtleri halkı da, olaylara büyük ölçüde katıl­mış ve işçilerin yanında saf tutmuştu. Sade­ce 1980'in değil, belki de Türkiye işçi hareke­tinin en şiddetli, çatışmalı ve uzun işçi olayı, 12 Eylül askeri müdahalesine doğru giden yolda önemli bir taş oldu.
İ. HAKKI YÜKSELEN
 

Kaynak: TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) Kütüphanesi Kitaplık Sendikacılık Ansiklopedisi - Sayfa 155 – 156 – 157 – 158 - 159

 

 

 

Yorumlar...
Bayram Güneş,4.8.2011 12:30:43
Tariş İplik Fabrikasındaki olayların içinde yer alan ve o zaman orada işçi olarak çalışan biriydim.Bu olaylar hakkında yazılanlar doğru ama çok yanları eksik bırakılmış.Günahları ve sevaplarıyla " Tariş Olayları " iyi değerlendirilirse,Türkiye'de solun toparlanmasına ve bugün ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullardan sıyrılmasına, az da olsa yardımcı olacaktır.Aslında Tariş olaylarından çıkarılacak çok dersler vardır.O gün o mücadeleyi yürütenlere ve destek verenlere selam olsun.