Kobanê İçin Farkındalık Belgeseli: Pirsûs Söyleşiler
10.12.2014 01:10:20

Kobanê İçin Farkındalık Belgeseli: Pirsûs

23 Eylül tarihinde Kobanê’ye saldırı başlatan IŞİD’e karşı Kobanê’de YPG ve YPJ öncülüğünde güçler direniş ve mücadeleyle karşılık verirken sınırın Türkiye tarafında bir başka direniş başlatıldı. Urfa Suruç (Pirsûs) sınır hattında IŞİD çetelerinin Kobanê’ye sınırdan gidiş-gelişlerini engellemek için ve Türkiye’nin tutumunu teşhir etmek için insanlık nöbeti başlatılmıştı. 25 km'lik Kobanê sınır hattı boyunca yaklaşık 20 köyün sınırı yurttaşlar tarafından denetlenirken, direniş nöbetlerinde komünler kuruldu ve insan zincirleri oluşturuldu. IŞİD karanlığına karşı yaşamı, umudu, insanlığın geleceği için Kobanê direnişi devam ederken Pirsûs’ta yaşamı, umudu ve geleceği için bekleyen Kobanêliler ile sınır hattında nöbet tutanların hikayesini Rasim Aslan, “Pirsûs” adıyla belgesel film yaptı. Fotoğraf sanatçısı olan Aslan ile belgeselin hikâyesini Suruç’ta neler yaşandığını konuştuk.

Yurtsuz - Rasim Aslan kimdir Bize kendini tanıtır mısın?

Rasim Aslan - Van'da doğup büyüdüm, liseyi bitirdikten sonra Kıbrıs, İstanbul, Diyarbakır ve son olarak İzmir’de yaşamaya başladım. Yakın Doğu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalını bitirdim.

Yurtsuz - Bildiğim kadar fotoğraf sanatında da başarılı çalışmalara imza attın.

Rasim Aslan - Evet, fotoğraf projelerim ve sergilerim oldu. 2 kişisel ve 6 karma sergide çalışmalarım sergilendi.

Yurtsuz - İzmir’de sergilenen bir çalışman oldu mu?

Rasim Aslan - Evet Port İzmir sanat trienalinde çalışmalarım sergilendi.

Yurtsuz - Pirsûs belgeseli fikri nasıl ortaya çıktı?

Rasim Aslan - Aslında ben Pirsûs’a belgesel çekmek için gitmedim. Dayanışma amaçlı oradaki insanlara bir şekilde destek olabilmek onlarla dayanışma içinde olabilmek için oradaydım. İlk 3 gün, gönüllü olarak yardım malzemelerinin sınıflandırılması ve çadır kentlerin düzenlemesi için çalıştım. Çadır kentte, belgesel fikri oluşmaya başladı. Arkadaşım Filiz İzem Yaşın ile belge film çalışmasına başladık. İnsanların Kobanê’de yaşanan insanlık suçuna biraz daha duyarlı olmasını istedim. Yaptığım çalışmaya bir nevi farkındalık belgeseli diyebiliriz. Bölgede yaşanan olumsuz durumlar nedeniyle proje planladığı gibi gitmedi. Belgeseli Kobanê’de sonlandırmak istiyordum. Âmâ olmadı, tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Kobanê’ye geçişin imkânsız olduğunu görünce belgeseli Pirsûs’la sınırlandırdık.

Yurtsuz - Suruç’a gittiğinde neyle karşılaştın; oradaki tablo nasıldı?

Rasim Aslan - Aslına bakarsak ben orada ne ile karşılaşacağımı biliyordum. Çünkü bölgeye Kürdistan’a yabancı değilim. Oradaki insanlar çok umutlu. Herkes tekrar Kobanê’ye döneceği günü dört gözle bekliyor.3 yıllık kanton sisteminin halk üzerindeki etkisini özellikle çok iyi görebiliyorsunuz. Gelen insanlar, çok örgütlü ve politikler. Yani kurdukları sistem başarılı olmuş.

Yurtsuz - Kamerayı eline alıp çekim yapmaya başladığında ne hissettin? Bir Savaş muhabiri gibi mi davrandın? Medyadan, Türkiye sınırına düşen havan toplarını izledik, yaşam tehlikesi yaşadın mı?

Rasim Aslan - Hayır, kendimi hiç bir zaman savaşın dışında bir parça olarak görmedim. Ben de onlarlaydım, onların bir parçasıydım. Aslına bakarsanız savaş fotoğrafçılığını biraz da dışardan bir göz olarak nitelendirebiliriz. Fakat benim ki öyle değil. Ait olduğum yer orası. Savaşın olduğu yerler, benim doğup büyüdüğüm topraklar. O yüzden işler benim için biraz daha farklılaşıyor. Sadece havan topları değil, uçakların bombalarından dolayı geceleri yatamıyorduk. Öyle çok büyük bir yaşam tehlikesi yaşamadım ancak bir havan topu ya da uçak bombası her an düşebilirdi.

Yurtsuz - Peki, bölgeye iletilen yardımlar yeterli mi? Sen, hem yardım çalışmalarında, hem çadır kentlerde yer almış birisi olarak nasıl değerlendiriyorsun.

Rasim Aslan - Çadır kentlerin durumu hiç iç açıcı değil. Altyapı sorunları var. Tuvalet ve duşlar yetersiz, soğuktan korunmak için yeterli battaniye ve ısıtıcı yok. Doktor ve ilaç eksikliği çok fazla. Yardımlar ilk günlerde çok fazlaydı daha sonraları azalmaya başladı. En çok ihtiyaç olan şeylerin başında bana göre gıda ve çocuk maması geliyor.

Yurtsuz - Teşekkürler Rasim

Rasim Aslan - Ben teşekkür ederim.

Röportaj: Onur YlLDIRIM

0
Yorumlar...