Asgari ücret ile polislik yapıyoruz Söyleşiler
11.12.2014 23:12:10

Asgari ücret ile polislik yapıyoruz

TCDD ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eşit oranda ortak oldukları ve Aliağa – Cumaovası arası banliyö hattı işletmesini yapan İZBAN A.Ş’de temizlik ve güvenlik işleri taşeron şirketler üzerinden yapılıyor. İZBAN’da güvenlik işlerini taşeron şirketin personeli, 1 Kasım’da Türk İş’e bağlı Güvenlik ve Savunma İşçileri Sendikası - Güvenlik İş’e üye olmaya başladılar. Bu sendikal örgütlenme sürecinde sendika tarafından baş temsilci olarak atanan Mustafa Özgüç, sendika temsilcisi olduktan sonra işten İZBAN’ın talimatları doğrultusunda 5 Aralık’ta işten çıkarıldı.

Sendika temsilcisi olduktan sonra işten çıkarılan Mustafa Özgüç ile İZBAN’da iş koşullarını, örgütlenme sürecini, taşeron sistemini ve güvenlik personelinin sorunları ile yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

Yurtsuz - İZBAN’da kaç senedir çalışıyorsunuz?

Mustafa Özgüç - 4 yıl 8 ay oldu. 2010 yılında istasyon inşaatları yeni bitmişti.

Yurtsuz - İlk işe başladığın zaman İZBAN’da işler nasıl yürüyordu?

Mustafa Özgüç - Trenler gelmemişti. Toplam İZBAN personeli 30-40 kişiydi. İşletme başladığında biz her işi yaptık. Asansör tamircisi bile yoktu, teknik eleman birkaç kişiydi. İlk zamanlarda işe başlayan arkadaşlar olarak biz işletmenin bu eksiklerini tamamlıyorduk. İstasyon operatörü olmuyordu, ben operatörlük yapıyordum. Güvenlik işimin arasında hem güvenlik işini yapıyordum hem de İZBAN’nın operatör şef görevlendirerek yaptırması gereken işleri yapıyorduk. Birçok istasyonda bu şekilde yapılıyordu. Daha sonraları bu sistem değişti. Ama başka sorunlar ortaya çıktı.

Yurtsuz - Bu sorunlar, çalışma şartları ile ilgili sorunlar mıydı?

Mustafa Özgüç - Evet, çalışma şartlarımızla alakalı. En sık yaşadığımız sorun ve İZBAN’ın bize karşı tek silah olarak kullanılan iş kanunu. Kanun diyor ki 30 dakika dışında istirahat ya da mola hakkınız yok. Ayakta sabit 7,5 saat geçireceksiniz. İşletme de bize bunu dayattı. Bir insanın 7,5 saat ayakta sabit durması iş sağlığı ve ergonomik çalışma kurallarıyla uyuşmuyor ama İZBAN bunu diretiyor. İşten çıkartmak istediği kişi için ilk olarak bu silahı devreye sokuyorlar. Maaş ve SGK dışında hiçbir sosyal hakkımız yoktu diyebiliriz. Sadece Ramazan bayramlarında küçük bir paket çikolata veriyorlardı. Kurban bayramında o bile yok. Mesela bazı istasyonlarda güvenlikçilerin masa ve sandalyeleri bile yoktu. Biz kendi aramızda para toplayıp aldık. Onu da yetkililer beğenmeyip sokağa attılar.

Yurtsuz – İZBAN’ın kendi personeli olarak mı çalışıyorsunuz yoksa İZBAN’dan iş almış bir taşeron şirketin personeli misiniz?

Mustafa Özgüç - Her sektörde olduğu gibi güvenlik işi de taşeron firmalara yaptırılıyor. İşe başladığım günden beri bende taşeron firma personeli olarak çalışıyorum. İşe başladıktan bu yana 3 ayrı şirket personeli olarak çalıştım. İşyerim aynı ama personeli olduğum şirket 3 kez değişti. İZBAN'da, temizlik ve güvenlik hizmeti veren iki ayrı taşeron şirket var.

Yurtsuz - Sendikalaşma süreci bu sıkıntılar üzerinden mi gündeme geldi?

Mustafa Özgüç - Evet. Haklarımızı alabilmek için bir çıkış yolu bulmak zorundaydık.

Yurtsuz - Sendikalaşma süreci nasıl başladı?

Daha önce amir pozisyonundaki arkadaşlardan birkaç kişi sendikalı olmak için girişimlerde bulundular. İşletme ise derhal onları işten attı. Ben yasaları takip ettim, araştırdım yeni bir strateji yürüttüm. Yeni çalışma grupları kurdum, güvendiğim öncü olabilecek arkadaşlar ile konuştuk. Daha sonra bizim iş kolumuzda faaliyet yürüten sendikaları araştırdım. Güvenlik sektöründe yetki almış 3 sendika vardı. Bu sendikalar arasından Güvenlik-İş sendikasını tercih ettim. Çünkü daha önce sonuçlandırmış oldukları toplu sözleşmeler vardı. Sendikaya mail attım ve görüşmek istediğimizi ilettim, onlar da bana geri döndüler ve ilk adımı atmış olduk.1 Kasım 2014 günü sendikalaşmaya başladık. Sendikaya ilk ben üye oldum.

Yurtsuz - Sendika üyeliğinden sonra nasıl bir çalışma başladı? Diğer güvenlik görevlisi arkadaşların tepkisi ne oldu? İZBAN’da çalışan kaç güvenlikçi sendikalı oldu?

Mustafa Özgüç - Artık mücadelemiz başlamıştı. Günlerce hatta gecelerce uyku düzenim bozuldu. Sendikal mücadele ile ilgili araştırmalar yapıyordum sürekli okuyordum. Telefonum her zaman açıktı her arayan arkadaşla ilgileniyordum. Sendika hakkında bilgi veriyordum. Sonunda emeklerim boşa gitmedi, özveri ile çalışma başarıyı getirdi. Ben inandım bunu başaracağımıza, olumsuzluklarla savaştım, pes etmedim. Arkadaşlarımda omuz verdiler çok destek oldular, inandılar 480-500 güvenlikçi çalışıyoruz.25 gün içinde 265 sendikalı oldu. İZBAN yönetimi bunu öğrendiği zaman sıkıyönetim uygulamaya başladı.

Yurtsuz – Nasıl bir sıkıyönetim uygulandı? Neler yapıldı? Güvenlikçilerin tepkileri ne oldu?

Mustafa Özgüç - Örgütlenmemizden haberdar oldukları günün gecesinde operatörlere mesaj attılar. “Nizami çalışılacak 30 dakika dışında mola yapmasınlar.7,5 saat ayakta çalışsınlar” dediler. Amaçları bizleri caydırmaktı. Lakin amaçlarına ulaşamadılar, sıkıyönetim ters tepti ve üye sayımız arttı. Tepki olarak özel  güvenlik harici iş yapmamaya karar verdik. İstasyonlarda oluşan arızaları biz form açarak bildiriyorduk, asansör arızası oluşursa gidip açıp kapatma işini yapıyorduk. Son duraklarda tehir listesi yazıyorduk. İstasyonlara gelen afişleri asıyorduk. Turnike girişlerinde serbest geçişleri yazıyorduk. Elektrik ve su sayaçlarını okuyorduk. Anlayacağınız güvenlik işi dışında bir sürü iş yapıyorduk. İşletmenin uyguladığı sıkıyönetim sonrasında güvenlik işi haricinde bir iş yapmama kararı aldık.

Yurtsuz - Bu sıkıyönetim senin işten çıkışını verdi diyebilir miyiz? İşten çıkarılma sürecini anlatabilir misin?

Mustafa Özgüç - İZBAN’da çalıştığım süre boyunca hakkımda tek bir tutanak düzenlenmedi. Sendika, beni işyeri temsilcisi olarak atadı. Sendika, benim işyeri temsilcisi olduğumu İZBAN’a ve çalıştığım güvenlik şirketine faks ile bildirdi. Bu süreçten sonra baskılar ve sıkıyönetim iyice artmaya başladı. Hakkımda 3 gün içinde 16 tutanak düzenlendi. 2 güvenlik amirinden 3 gün geriye dönük güvenlik kamera görüntülerinin izlenerek hakkımda tutanak düzenlenmesi istenmiş. 72 saat içinde hakkımda 16 tutanak düzenlendi. Tutanaklardan sonra hastalandım, rapor aldım. Üzerimde iyice baskı kurmaya başlamışlardı. Raporlu olduğum gün beni arayarak işten çıkarıldığımı bildirdiler. İZBAN yönetimi istedi ve taşeron firma Öztaşlar Güvenlik Ltd. beni işten çıkardı. Raporlu olduğumu bildirdiğim halde alelacele çıkışımı verdiler. Aynı gün eşimin hamile olduğu haberini aldım, üzülsem mi sevinsem mi anlayamadım.

Yurtsuz - Senin hakkında düzenlenen tutanaklar var. Bu tutanaklar neye dayanıyor?

Mustafa Özgüç - Doğru. 3 gün içinde 16 tutanak birden yazdılar. Tutanakların her birisi farklı bir gerekçe ile düzenlenmişti. Mesela telefonla konuştuğumu söylediler bir tutanakta, fakat ben arızaları ve yaşanan sorunları telefonla yetkililere bildiriyordum. Bir başka tutanak da ise 2 kişiyi istihbarat odasına aldığımı belirtmişler ki o arkadaşlarda İZBAN’ın özel güvenlik personeli.

Yurtsuz - Bundan sonra süreç nasıl işleyecek, ne yapmayı düşünüyorsun?

Mustafa Özgüç - Hakkımı aramaya devam edeceğim. Hem hukuksal mücadele vereceğim hem de haksızlıklara karşı direneceğim. Sendika avukatımız ile birlikte gerekli davaları açacağız. Basın açıklamaları yaparak İzmir halkına bu işçi ve sendika düşmanlığını anlatacağız. İlk eylem kararımızı aldık 14 Aralık 2014 Pazar günü saat 15.30 da Konak Meydanında  toplanıp basın açıklaması yapacağız ve ardından İzmir Büyükşehir Belediyesinin önüne siyah çelenk” bırakacağız.

Yurtsuz – Neden sadece Büyükşehir Belediyesi, İZBAN önünde ya da TCDD önünde eylem yapmayacak mısınız?

Mustafa Özgüç - Çünkü beni işten attırma talimatını veren Aziz Kocaoğlu'nun bürokratı Sönmez Alev. Bugün hangi İZBAN personeline sorarsanız sorun, size Sönmez Alev'in işçi emekçi düşmanı olduğunu söyler. Kendisi aynı zamanda İzmir Metrosu genel müdürü ve Metro da çalışan güvenlikçilerin sendika çabalarını da engelleyen kendisidir. Yani sadece İZBAN'da değil yetkili olduğu İzmir Metro'da da aynısını yapıyor. CHP İzmir il başkanı Ali Engin ile görüşeceğim. Durumu anlatacağım bir çözüm bulunursa ya da Sönmez Alev konusunda güvence verirse yani bizlerin üzerindeki baskısının kaldırılacağı işçi düşmanlığının önüne geçileceği konusunda güvence verirse siyah çelenk bırakmayız. Eylemimizi yaparız ama çelenk bırakmayız. TCDD'yi de kınayacağız TCDD'nin İZBAN'a atadığı genel müdür Sebahattin Eriş’i de, Öztaşlar Güvenlik Ltd. de aynı şekilde protesto edilecek. Biz sadece belediyeye değil TCDD ve Öztaşlar Güvenlik Ltd’ye de tepkiliyiz.

Yurtsuz – Güvenlik sektörü her geçen gün büyüyen bir sektör. Bu sektörde yüzbinleri bulan çalışan var. Güvenlik sektöründe örgütlenme imkânı ne kadar var? Bu sektör de çalışanların önünde ne tür engeller var? Güvenlik işçileri neler yapmalı?

Mustafa Özgüç - Türkiye'deki güvenlikçiler sendikal haklar konusunda bilgisizler ve güvenlik sektöründe çalışanların en büyük sorunu bu. Ayrıca güvenlikçinin  yapacak başka bir mesleği yok yani mesleği olmadığı için güvenlikçi olmuş. İşten atılma korkusuyla sessiz kalıyorlardı. Bizim yaptığımız örgütlenme çalışması ve pazar günü yapacağımız eylem üzerine Ankara'dan, İstanbul'dan ve Anadolu’nun birçok şehrinden bizi arayan güvenlikçiler oldu. Bizi desteklediklerini söylediler ve kendilerinin de sendikalaşmak istediklerini haklarını almak ve  sorunlarını anlatmak için eylemler düzenlemek istediklerini söylediler. Bizim İZBAN'da verdiğimiz mücadele, diğer meslektaşlarımızı cesaretlendirdi. Güvenlik personelinin sendikalaşmaktan başka çaresi yok, asgari ücret ile polislik yapıyoruz. Kamu düzeni çalışıyoruz. Gün geçmiyor ki bir arkadaşımız saldırıya uğrayıp hayatını kaybetmesin. Sektörde sorunlar o kadar büyük ki İZBAN bunun sadece küçük bir bölümü. Bu kadar büyük sorunlar varken sektör yeni yeni sendikalaşmaya başladı. Bunu gören işletmeler ve taşeron firmalar, hemen harekete geçti. Sendikal çalışma yürüten birisinin duyulması onun işten atılması için yeterli oluyor. Torba yasayla birlikte sektörde sendikalaşma için bir hareketlenme oldu. Birçok işyerinde sendikalaşma çabaları var ancak işyerleri baskı yapıyor Devlet yasa çıkartıyor, işverenler, müdürler uygulamıyor hatta karşı çıkıyor bu nasıl oluyor devlet yasalarını uygulatamıyor anlamış değiliz. Benim güvenlik çalışanlarına önerim asla yılmasınlar sendikalaşsınlar çünkü sorunlarımız başka türlü dikkate alınmıyor. Güvenlik şirketleri ihale alabilmek için ana işverenin emirlerini direkt uyguluyor. Tamamen sahipsiz kalıyoruz sendikal örgütlülük bizim tek çaremiz. Birleşmiş örgütlenmiş kişiler sorunlarını çözmekte başarılı olabilirler. Yöneticiler bizi dinler gibi yaparak sorunları halının altına süpürüyorlar. Bizler örgütlü olursak güçlü olacağız ve yöneticiler sorunları sümen altı edemeyecek bizim örgütlü gücümüzden korkacaklar.

Röportaj: Onur Yıldırım

0
Yorumlar...