Avrupa işçi sınıfı: Grev, barikat, sokak savaşı ve direniş Yazılar
5.5.2015 18:45:34, Volkan YARAŞIR

Kapitalizmin yapısal krizi Avrupa'da sarsıcı sonuçlar yarattı. Finans kapitalin ve onun mızrak ucu gibi hareket eden Troyka'nın sosyal yıkım ve sosyal enkazlaştırma politikalarına karşı Avrupa işçi sınıfı ayağa kalktı.

Sınıfsal ve toplumsal antagonizmanın kıta düzeyinde şiddetlenmesi büyük sınıf ve kitle hareketlerinin önünü açtı. Başta kıtanın Akdeniz havzası harekete geçti. Yunanistan'da 61 büyük grev, 23 genel grev yaşandı. İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika genel grevlerle sarsıldı. Sektörel grevler Almanya, İngiltere dahil kıta düzeyine yayıldı. Büyük kitle gösterileri yaşandı. Eylemler ve direnişlerin boyutu, "yeni 1968" diye de tanımlandı. İspanya'da Asturias maden işçilerin barikat savaşları ve sokak savaşçısı görünümleri, Yunanistan'da genel grev senkronları, Belçika'da işçilerin ayağa kalkışı, yol blokajları gözdoldurdu. Kitle radikalizasyonun habercisi oldu. Kıtada son 40 yılın en yaygın ve en kitlesel gösterileri gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam ediyor.

Yeni dalgasal yükseliş

2014'ün son aylarında kıta yeni bir sınıf ve kitle hareketi dalgasıyla karşılaştı.

Avrupa işçi sınıfı kıta düzeyinde, sosyal yıkım ve kemer sıkma politikalarına, tasarruf tedbirlerine, ücret kayıplarına, yeni iş yasalarına, esneklik, taşeronlaşma ve güvencesizliğe karşı hızla mobilize oldu.

Aralık ayında Belçika, İtalya'da genel grev yaşandı. İngiltere ve Galler'de sektörel grevler yapıldı. Almanya hareketlendi.

2015 ilk ayları Almanya, Fransa, İspanya, Yunanistan, Belçika'da sektörel grevler ve direnişler gerçekleşti.

Neo-liberal restorasyon politikaları kıta düzeyinde derinleşerek sürüyor. Sınıfa stratejik saldırıları içeren bu politikalara karşı, sınıf ontolojik bir direniş hattı örüyor.

Yer yer yaşanan genel grevler, giderek yaygınlaşan sektörel grevler ve yığınsal kitle gösterileri Troyka'ya ve neo-liberal hükümetlere karşı yönelmiş durumda.

Mart ayında IG-Metall üyesi 530 bin işçinin toplusözleşme sürecinde yaşanan tıkanıklığa karşı, bir günlük üretimi durdurma eylemi gerçekleştirmesi dikkat çekiciydi.

Avrupa Merkez Bankası' na karşı Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen işçi ve aktivistlerin kitlesel eylemleride  gözdoldurdu.

İşçi sınıfı finans kapitali ve kurumlarını işaretleyen eylemlerini yoğunlaştırmaya başladı.

Sendikal bürokrasinin hegemonyası kırılıyor

Avrupa'da krizin derinleşmesi ve yeni sınıf dalgasıyla birlikte, bügün ağırlıkta sektörel boyutta ve kendiliğindenci bir karakterde gelişen ve sendikal bürokrasinin kontrolünde gerçekleşen eylemlerin biçimi değişebilir.

Sosyal yıkım programları ve özellikle işyeri kapanmaları ve toplu tensikatlar yeni dönemde öfke patlamalarını tetikleyebilir.

Bu noktada metal, metalurji, ulaşım ve hizmet sektöründeki gelişmeler dikkatle izlenmelidir.

Daha şimdiden Belçika ve Almanya'da toplu taşıma ve demiryolu işçileri grev ilan etti. Önümüzdeki aylar sınıf mücadelesi açısından da sıcak bir yazı işaretliyor.

Sınıfsal öfke patlamalarını yansıtan, Asturias ve Belçika işçilerin eylem tarzlarına benzer eylemleri ve direnişleri, içine girdiğimiz dönemde görmemiz yüksek bir olasılıktır.

Avrupa bügün burjuva kozmopotizmini yansıttığı kadar, enternasyonalizmin (işçi sınıfı, işçi aristokrasisinin ve sendikal bürokrasinin büyük kuşatılmışlığı içinde olsada, bilinç ve karakterinde ciddi aşınmalar yaşasa da) nesnel zeminlerini bünyesinde taşıyor.

Sorunların artık kıtasal mahiyet taşıması, sınıf salınımların kıtasal etki yaratması, saldırıların kıtasal içerikte gelişmesi Avrupa işçi sınıfının "kader" ve "keder" ortaklığını  yaratıyor.

Son 7 yıllık süreç sınıfın bir katarsis sürecinden geçmesini, sendikal bürokrasi ve işçi aristokrasinin hegemonyasının kırılmasını ve işçi aristokrasi içinde hızla çözülmeleri beraberinde  getirdi.

Bu durum sınıfsal öfke patlamalarıyla ve sınıfın sokağı kullanmasıyla kendini dışavurdu. Avrupa'nın periferisinde hızla yaşanan bu süreç, merkez ülkelerde de etkisini göstermeye başladı. Başta Fransa, İtalya, Almanya ve Belçika'da yaşanan genel grev dalgaları, sektörel grevler, fabrika işgalleri, iş yavaşlatma, iş durdurma, büyük kitle gösterileri bunun göstergesi oldu.

2014 yılı sonunda yaşanan Belçika pratiği, sınıfın merkez ülkelerde de hızla radikalize olabileceğini ortaya koydu.

7 yıldan beri bir biriktirme süreci yaşayan Avrupa işçi sınıfı için artık grev, barikat, sokak savaşları aktüel eylem biçimlerine dönüştü. Birbirini etkileyen, örnek ve model oluşturan hatta sıçramalı işçi eylemlerini göreceğimiz bir konjonktüre giriyoruz.

Avrupa'da  işçi sınıfı 2015'in ikinci yarısından sonra, merkez ve periferide, krizin faturasını ödememek için ve sosyal yıkım programlarının yıkıcı tahribatına karşı sokağı aktif bir biçimde kullanacaktır.

Sınıf mücadelesinde her eylem, her direniş bir birikmedir. Büyük patlamaları besleyen ve büyük patlamaların önünü açan...

0
Yorumlar...